Bu proje 2008 Mart ayında Yönetmenliğini Kurtuluş Özgen’nin yaptığı “Dağı Yürüyenler” isimli belgesel filmin çekimleri esnasında hazırlanmıştır.
Mustafa Dayı: Akdeniz’den göçerdik biz böyle Akşehir’e kadar gider gelirdik develerle. Yalnız o zaman buralara geldiğinde burada bir hafta on gün kalabilirdin. Ama şimdi yirmi dört saat komazlar. Bir gün zor kalırsın. Devlet ormanına sahip oldu, vatandaş da tarlasına. Bize yer kalmadı. Ben geldim geçtim de bu çocuklar bu torunlar ne yapacak bilmiyorum.
Gaga Kerim: Bizim işlerimiz bu. Böyle davarlarımızla mallarımızla mücadele ediyoruz. İşte buradan göçeriz Güney sınır, oralara kadar gideriz. Bir günde 12 saat yürüdüğümüz olur. Malımızda kendimizde yoruluyoruz tabi. Yazın Seydişehir, Beyşehir oralara kadar gideriz. Kışında Aydıncık, Anamur, Gülnar. Biz keçinin peşine gideriz. Oturduğumuz yer kara çadır. Kışında aynı çadırın içinde kalırız. Her şeyimiz bunun içinde olur. Bizim dairemiz bu.
Ümmü gelin: Bir yerde konarız orayı sökeriz başka yere konaklarız. Sonra dirlik vermezler yine göçeriz. Evvelde göçer konardık imdi dirlik yok öle komuyolar. İmdi kıl davar yasak diyorlar sığır koyun yapın diyorlar. E bizde sığırdan koyundan anlamıyoruz. Buna alışmışız evvelden dedemizden alışmışız. Yer sahapları izin vermiyor bize satın diyorlar. Kendimiz ta çocukluğumuzdan beri göçeriz. Anamızın peşinden buyana göçebeyiz. Bir arada altı ay otururuz. Yazın otlak tutarız üç dört ay orada kalırız. Yolda en az 2 ay gideriz. Çocuklar okul açıldı mı gidiyorlar. O evveliymiş. Biz uşağı okuturuz. Bir kız bir oğlan okur. Ama bizler okula gitmemişiz. Kışın zaten oturuyoz. Orda okuyorlar. Okula yakın olanımız okula eve gidiyor çadıra geliyor. Ama uzak olan kalıyor orda birinde. Kendi evlatları gibi bakıyorlar. Biz bu çadırları elimizle dökeriz. Dokuduktan sonra ağaçların kenarına çaktırırız. Ortalarına dikeriz kalın sopa. İyice de çakarız oldu sana çadır.
Emine Yenge: Aklım erdiğinden beri göç ederiz. Benim bubamda dedemde göçer. Biz sabahları erken kalkıyoz.Çayımızı ekmeğimizi yiyoz.Ondan sonrada çadırımızı soyuyoz yıkıyoz. Devemize yükleniyoz.Yola düşüyoz. Devam. Yazın Konya’nın oyanda. Kışında Aydıncık, Gülnar da oluyoruz. Yaz kış yörüyoz. Yükünü kaldırıyoz yükleniyoz üstünü bağlıyoz. Hayvanlara bakıyoz besliyoz. Başında yatıyoz kalkıyoz. Kışında aynı deveye davara gidiyoz. Evde kalanımız odun getirir su getirir. Ben memnunum hayatımdan.
Bekir: Biz nisanın 15 inde 20 sinde Konya Seydişehir bölgesine geliriz. Biraz malımız davarımız var onların üzerinden geçeriz. Anca karnımız doyuyor. Eskiden orman sıkı değildi, arazi boldu. İyiydi eskiden. Bize bir tarım arazisi verse devlet, bizim uşakları okutsak.Benim bir oğlum var. Oğlum Yörük olacak mecbur. Başka yapacak bir şey yok. İmkanım olsa öğretmen olsun isterdim.
Hüseyin: Doğdum doğalı atalarımda yörüktü. Özümüz Yörük. Eskiden daha bir bolluk vardı, zarar ziyan olmuyordu. Şimdi bizim için hayat çok zor oldu. Bundan sonrada 2-3 sene gidersek iyi. Sonra biterse ne yaparız bilmem. Biz başka iş bilmeyiz.


























