Ana Sayfa > Fotoğraf Yazıları



Dondurulmuş Zaman: Dans Fotografları

Cengiz Oğuz Gümrükcü

Bu yazı Goethe Enstitüsünün Ekim 2007 tarihi'nde Ankara'da açmış olduğu " Movement Frozen in Time. An Exhibition of Dance Images" adlı serginin sunuş konuşması olarak serginin açılışında okunmuş ve sergi süresince izleyicilere dağıtılmıştır.


1822 yılında Nicephore Niepce, ilk görüntüyü elde ettiğinde pozlama süresi sekiz saat civarındaydı.

 

 

1839’da Daguerre, buluşunu Fransa Bilimler Akademisi’ne sunduğunda, fotografın pozlanması için gereken süre saatlerden dakikalara inmişti. O dönemde, fotograf çektirmek isteyen bir kişi, uzun bir süre kıpırdamadan objektife bakmak zorundaydı. Yardımcı ışık kaynakları henüz bilinmiyor ve pozlama süresi bir hareketi dondurmaya yetmiyordu. Hareketin dondurulması, fotografçılıkta bir devrim yarattı. Çünkü tekniğin ilerlemesine kadar geçen sürede ilk fotografçılar, aslında resmin konusu olan alegorik tabloları ya da dini hikayeleri fotografın konusu yapıyorlardı.

 

Fotograf, hem teknik (mekanik ve optik) hem de estetik olarak kendini bulmaya başladığında, ilk yapılan şeylerden biri de hareketli konuların dondurulmasıydı. Fotografik teknik olarak, bir hareketin nasıl oluştuğunun anlaşılması adına ilk çalışmalar, 1870’lerde Edward Muybridge tarafından yapıldı. Muybridge, herhangi bir hareket halinde vücuttaki kasların aldığı şekilleri değişik açılardan fotograflıyor ve hareketi inceliyordu. Bu hareketi yakalamak üzere kullandığı düzenek, sonunda sinemacılara ilham verdi ve sinema tekniği gelişti. Ama sinemada hareketi izlemenin bir anlamı kalmadı. Dondurulmuş bir “an”ı, bir fotograf karesinde tüm detaylarıyla izlemek olanaklı iken, sinema filminde o “an” akıp gidiyordu. Hiç kuşkusuz yeniden ve yeniden izlenebilirdi, ama asla bir fotograf karesi gibi sonsuza kadar orada durup duramazdı.

 

Büyük fotograf ustası ve “Karar Anı” teorisinin açıklayıcısı Henri Cartier-Bresson, “Eğer bir fotograf, konusunu tüm yoğunluğu ile iletmek istiyorsa, biçimle ilişkisini çok sağlam bir şekilde kurmalıdır. Fotograf, gerçek dünyadaki bir ritmin algılandığını ima eder.” diyor.

 

Serginin konusu olan dans fotograflarına gelecek olursak, buradaki tanımın dans fotograflarına ne kadar uyduğunu anlayabiliriz. Burada fotografçılar bize, kendi bakış açıları ile estetik yargılarını sunarken, bizi dans figürlerine, bu figürleri yapan insanlara ve ışığın o karşı konulamaz gücüne yönlendirirler. Baktığımız fotograftaki estetik ve bakış açısı fotografçılarındır evet, ama fotografa bakarken bunu hiç düşünmeyiz. O an orada, karşı karşıya kaldığımız fotografta, bize doğru bir devinim yaratmakta iken dondurulmuş o seçkin anda, dansçıyı görürüz. O kendisini bedeniyle ifade etmeye başlamıştır. Fotografçı, akıp giden zamanın içinden, kendisini özel kılacak bir “an” seçerken aslında dansın kendisinde yarattığı duyguyu ortaya koymaktadır. Bu “an”ın seçilişinde dans figürleri ve ışık kadar, müzik de ön plandadır.

 

Fotografta görünürlüğüne aracılık ettiği şeyi aradan çekilmek üzere kullanma eğilimi sürekli gündemdedir. Nitekim ister dış dünyadaki karşılığını açıkça algılayabildiğimiz uzlaşılmış gösterge, ister “amorph” yapı olsun, fotograf daima bir şeyin niteliğiyle, yani o şeyin kendisiyle örtüşen karşılığı olarak önümüze çıkar; hiç değilse, izleyici sorgulamadığı sürece, sonuna kadar bu illüzyonu korumaya kararlıdır1.

 

Aslında fotograf hazır bulunmayan bir nesnenin değil, fotograf makinesi objektifi önünde kısa bir süreliğine hazır bulunan bir nesnenin gösterimidir, nesnenin geçişinin-şimdi ve bakan kişi karşısında imgenin somut varlığını pekiştiren akış ya da geçişinin- ikonik kanıtıdır.2

 

Amerikan modern dans sanatçılarından Martha Graham için dans sadece başka ortamlarda bir araya gelebilir. Film ve videonun yanı sıra, dans fotografçılığı, dansın kaydedilmesindeki en önemli araçtır. Dans görüntüleri donmuş hareketlerdir, insan vücudunu ışıktan oluşan heykeller gibi sunar. Tiyatro fotoğrafçılığı gibi, dans fotoğrafçılığı da sahne ışığını kullanır. Gazetecilik alanındaki fotoğrafçılıktaki gibi, dans fotoğrafçılığı bir hareket içerisindeki hareketsiz bir an üzerinde yoğunlaşır.3

 

İyi dans fotoğrafları dansçıların karakteristik özelliklerini de ortaya çıkarır. Bir figürün veya sıçrayışın en önemli anını yakalayarak, insan vücudunu ışık ve gölgeyle oluştururlar.4 Tüm bu özel anları yakalayabilmek için fotografçının, dansçılarla birlikte yaşaması, provalara dahil olması ve dansın özünden haberdar olması gerekmektedir. Kimin nerede duracağı, ne zaman yükseleceği ve ne zaman düşeceği, hangi müziğin çalınacağı, müziğin ne zaman başlayıp ne zaman biteceği gibi önemli ayrıntıları önceden bilmeden doğru dans fotograflarını çekmek pek mümkün görünmemektedir. Fotografçı bir şekilde koreografiye dahil olmalıdır. Nerede duracağı, hangi açılardan çekim yapabileceğini bilmesi açısından bu önemlidir. Ve her şeyden önemlisi fotografçı, tüm çalışmanın en başından itibaren dansçılarla olmalı ve ekibin bir parçası olduğunu onlara göstermelidir. Günübirlik bir dans provasını çekerek, dans fotografçısı olunamaz. Belki bu fotograflardan iyi bir haber fotografı çıkabilir ama, dans fotografı çıkmaz. Zamanla ekibin bir parçası olan fotografçı, çalışmalarını paylaştığı dansçıların yükselme ya da düşme anındaki duruşlarını onlara gösteren kişidir. Bir sorun varsa bu, fotograflar sayesinde daha rahat düzeltilebilir.

 

1960’lı yıllarda, Siegfried Enkelmann ve Joachim Giesel gibi dans fotoğrafçılarının klasik, keskin, siyah-beyaz fotoğrafçılığı, örneğin Walter Boje ve Dieter Blum çalışmalarında olduğu gibi, ışık ve renklerle bulanık ve hareketli formlarla deneysel çalışmaların gerçekleştirilmesine ön ayak olmuştur. Son yıllarda, ölçülen ışık altında daha ciddi ve zor pozlara dönüşler görülmüş ve dans fotoğrafçılığı modaya ve değişime uymuştur.5

 

Günümüz Alman Dans Fotografçılığının genç ve bir o kadar da seçkin isimlerini bir araya getiren ve bu serginin oluşmasını sağlayan Köln Dans Arşivi’ne ve Serginin Ankara’ya gelmesini sağlayan Goethe Enstitüsüne teşekkür ediyor ve sizleri dans ve fotografla buluşmaya davet ediyorum.


04/10/2007
Cengiz Oğuz Gümrükcü

 

1 Mehmet Ergüven: Fotograf: Gizemli Kayıt, Sanat Dünyamız, Sayı 84, YKY Yayınları, Yaz 2002, Sf; 184

2 Paul Virilio, Fotofiniş, Sanat Dünyamız, Sayı 84, YKY Yayınları, Yaz 2002, Sf; 195

3 http://www.goethe.de/kue/tut/thm/idd/en2206191.htm

4 A.g.e.

5 http://www.goethe.de/kue/tut/thm/idd/en2206191.htm




Share



   


COG Sitesi için tıklayın. Tasarım: CANDENİZ Bu işin arkasında kimler var ! Sitenin tüm bölümlerini birlikte gör.