Ana Sayfa > Röportajlar



Söyleşi - Mehmet ÖZER

 

1961 Artvin-Yusufeli doğumlu. Ankara Üniversitesi SBF mezunu. 1984’den sonra fotografı yaşam biçimi olarak kabul etti. Ağırlıklı olarak sınıf belgeselleri çekti. “Dünya Kardeşliğine Açılan Pencere”, “Gelenekten Geleceğe Bıraktığımız İzler: İşçi Sınıfı Tarihi” ve “Sesini Yitiren Şehir:Sivas” adlı kitapları yayımlandı.

1- Fotograf nedir ?

Fotograf yaşamın görsel şiiridir. Anıların tutanakçısı, bizim ötekine karşı duyduğumuz sorumluluğun anlatıcısıdır. Yaşama ait anların ölümün elinden çekip alınması, saklanmasıdır. Kaybolma, unutulmaya karşı belleğimizi yenileyendir. Şimdiki zamanın öldüğü, geçmiş ve gelecek zamanlar arasındaki köprüdür. İçsel enerjinin açığa çıkartılması, yaşamın türküsünü söyleyendir, paylaşmaktır.

 

2- Belgesel fotograf nedir ?

Hayata dair söyleyecek sözü olan insanın derdidir belgesel fotograf. Yaşadığımız çağa, toplumdaki devinimlere duyduğumuz sorumluluktur. Yaşamın yalnızca nesnesi değil, öznesi olabilmektir. Akıp giden hayatın içindeki acılar- yoksulluklar- eşitsizlikler karşısında tarihsel tanıklıktır.

 

3- Belgesel fotografın amacı nedir ?

Toplumsal eşitsizlikleri- haksızlıkları eleştirmek, bilgilendirmek- duyarlı kılmak ve hedef kitlesini aktif tutabilmektir. Duyguyu ve bilinci özgürleştirmek ve yaşama karşı sorumluluk duymaktır.

 

4- Belgesel fotografla toplum bilinci oluşturulabilir mi ?

Toplum bilinci oluşturan alanlardan biridir diyebiliriz. Hem de en etkili olanlarından. Çünkü fotograf bilinci açığa çıkartır. Ve bu bilinci bir neden için örgütleyebilir de. Fotograf sizin içinizdekini onaylatır ya da açığa çıkartır.

 

Gazetelerde yayımlanan, kurşun yağmurundan oğlunu korumaya çalışan Filistin’li bir baba-oğulun fotografını anımsayın. Ertesi günlerde Filistin’le dayanışmak ve işgalci İsrail’i protesto etmek için sokağa dökülmüştük.

 

5- Belgesel fotografın ulaşım gücü kullanım alanları ve etkileri nelerdir ?

Fotografın kullanıldığı iletişim araçlarına bağlı elbette. Ulusal bir gazete ya da televizyonda yayımlanmasının yarattığı etki ile yerel bir gazete ya da dergide yayımlanmasının yarattığı etki farklı olacaktır. Fotograf, iktidarın karşısına başka bir iktidar koymaktır; Gerçeğin iktidarını. Bu çoğunlukla iktidarla özdeşleşmiş olan yayın organlarının işine gelmez. Boşaltılan köyleri, yakılan ormanları, işkenceyle öldürülmüş insanları anlatan fotografları yayımlamak istemezler. Yayımlananların ise ilgililerin takibine uğraması kaçınılmazdır. Hedef kitlesi de önemlidir tabii. Mesajın yerine ulaşması ve beklenen etkiyi yaratması için alanları reddetmemekle birlikte, fotograf sokağa çıkmalıdır. Herkesin yararlanabileceği mekanlara gitmelidir. Tüm iletişim araçlarının kullanılmasından yanayım tabii ama benim fotograflarım sendika yayın organlarında, muhalif dergi ve gazetelerde yayımlanır.

 

Sergi açısından mekan sınırlarını tanımam. Alanlar, okullar, cezaevleri, fabrikalar, sokaklar, salonlar yani her türlü mekan fotograflarımın kitlelere ulaşması için uygun mekanlardır. Bir işçi lokalindedir fotograflarım, bir tezgah başında. Sahipsiz bir ölünün cebinden çıkabilir. Kara günler için özenle sakladığı bileziğini gözden çıkarıp duvarına asmak için alan yoksul bir kadının gecekondusunda. Bir öfkeyi anlatan bir haberde ya da.. Belki de bir sevda sözü söylesin diye gönderilmiş olabilir.

 

6- Belgesel fotografın diğer fotograf akımlarından farkı nelerdir ?

Belgesel fotograf sadece bir teknik değildir. Sizin de içinde olduğunuz dünyaya yaklaşım biçiminizdir. Öykünüzü anlatırken kendinizi de anlatmış olursunuz. Yani siz olmalısınız öykünün içinde, yoksa iyi bir fotograf olmaz. Güzel ve ölü fotograf olur. Belgesel fotografın taşıdığı bir mesaj vardır. Mesaj açık, belirgin, anlaşılır olmalıdır ve yarattığı etki uzun ömürlüdür. Çünkü tarihsel bir ana tanıktır. Herkes adına konuştuğunuzu, tanıklık yaptığınızı unutmamalısınız. Belgesel fotograf taraftır, ortada duran değildir. Verdiğiniz mesajla savaşa, açlığa, sömürüye ve haksızlığa karşısınız demektir.

 

7- Belgesel fotografın, o fotografı çeken tarafından yorumlanarak karelenmesi gerçeği tam anlamıyla yansıtır mı ?

Siz bir görünümü fotografa dönüştürürken gerçeği değiştirmiyorsunuz. Nerede duruyorsanız, gerçeği de oradan algılarsınız. Sizin o gerçek karşısında o ana karar vermeniz, kompozisyon yeteneğiniz, gerçeğin daha etkili biçimde anlatılmasından başka bir şey değildir. Gerçeklik haline getirdiğiniz fotograf sizden mutlaka izler taşıyacaktır.

 

Nerede durduğunuz ve nereye baktığınız önemlidir tabii.

8- Değişen değerler ve estetik beğeniler açısından belgesel fotografın konumunu açıklar mısınız ?

Estetik beğeniler açısından baktığınızda doğru. İzleyicinin estetik beğenisi gelişmiştir. Bu açıdan fotografçının işi biraz daha zorlaşmıştır. Bu arada fotografçılar da değişmekte, daha yetkin görüntüler oluşturmak için kendilerini geliştirmekteler. Ama; değişen değerler nelerdir? Emeğin değeri mi değişti? Sömürünün biçimleri değişti, çoğaldı derseniz haklısınız, ama sömürü değişmedi ki.

Sizin ekmeğinizi pişiren kim? Kim dikiyor elbiselerinizi? Siz uyanmadan sokağınızı temizleyen, çöpünüzü toplayan kim? Yeraltı dehlizlerinden yer yüzüne kömürü çıkaran kim? Kimdir hayatı her gün yeniden yaratan? Tecavüze uğrayan, hakları ihlal edilen, ülkeleri işgale uğrayanlar değişti mi? Yaşama hakkı gaspedilenler, düşlerinden, düşüncelerinden dolayı F tipi cezaevlerinde beyaz ölüme mahkum edilenler değişti mi? Yaşamı her gün yeniden yaratanlar var oldukça, belgesel fotografçı, fotografçılar da var olacaktır.

 

9- Belgesel fotograf artık kendi kendini tekrarladığı için önemini yitiriyor mu ?

Neden kendini tekrarlasın ki? Yaşamın sonsuz zaman dilimlerinde şeylerin ilişkisi sürüyor. Tekrarlanıyorsa o sizin beceriksizliğiniz. Siz kendinizi geliştirmiyorsunuz demektir. Belki o gün, bir gün mutlaka gelecek ama şimdi değil. Yüksek sesle ve fotografın diliyle “hayır” demeyi sürdüreceğiz.

 

10-İletişim çağı olan yüzyılımızda sinema ve televizyonlar karşısında belgesel fotograf zayıf kalıyor mu ?

Ben yaptım oldu tarzının ağırlıklı olduğu bir dönemden geçiyoruz. Bu nedenle haklı olabilirsiniz. Ama belgesel fotograf yaşamımızın aynasıdır, etkisini asla yitirmeyecektir.

 

11- Belgesel fotografla estetik değerler yakalanabilir mi?

Belgesel fotografı bir vesikaya indirgerseniz elbette bir estetik aramazsınız. Ama o sadece bir vesika değildir. İyi bir vesika olmalıdır yaşayan, haykıran fotograf olabilmesi için. Bu da o ana karar veren fotografçının düzeyi ile ilgilidir. Kuru, aktarmacı ölü bir fotograf değil, eleştiren, hayır diyen, sorgulayan bir fotograf.

 

12- Belgesel fotografa yaklaşımınız? (Çanta elde mi dolaşıyorsunuz yoksa konuyu belirleyip çekime öyle mi çıkıyorsunuz ?)

Zaman zaman o çağırır beni, ya da ben ona giderim. İnsanın belleğinde bir çok görünüm vardır ve sürekli olarak bu görünümlerin izini sürer. O görünümlerle yüzleştiğimizde algı biçimlerimizle, neyi nasıl çekeceğimizi de belirleriz.

Çanta elimde dolaşmam. Düşsel görüntüler oluştururum önceden. Fotografın her alanından, tekniğinden yararlanırım ama müdahele etmem. Çektiğim konulara büyük bir sorumluluk ve saygı içinde yaklaşırım. Deklanşöre bastığımda artık ona karşı sorumluyum, önemli bir görev üstlendim demektir. Deklanşöre bastığımda fotograf tamamdır, sonra da müdahele etmem, sağından solundan kırpmam, fotograf içinden fotograf çıkarmam.

 

 




Share



   


COG Sitesi için tıklayın. Tasarım: CANDENİZ Bu işin arkasında kimler var ! Sitenin tüm bölümlerini birlikte gör.