|
|||||||||||||
Fotoğrafta ‘etik’ sorunuMurat Yaykın
Türkiye’de son yıllarda belgesel fotoğraf üzerine konuşmalar/tartışmalar sürdükçe bende yazılarımda okuyucu ile paylaşmaya çalışıyorum. Geçen yazımda “fotoğrafçının tutumu”na değinirken etik kavramına da kısmen değinmiştim. Bugünlerde bu kavramları anımsamak, kapsamlarını, içeriklerini yinelemek gerekli görünüyor.
Çağımızda ciddi bir problem olan kültürel yozlaşma ne yazık ki fotoğraf üreten kimi “sanatçı”ları da etkilemiş gözüküyor. Günümüz sanatçıları her ne kadar piyasa koşullarına teslim olmadıklarını, teslim olmamak için direndiklerini söyleseler de gerçek böyle değil.
Bu yeni durum karşısında “Belgesel fotoğrafın kendine özgü, yalnız kendine ait bir etiği ve estetiği olmalı” tezinde bulunsak birçok fotoğrafçı buna karşı çıkacaktır.Yine de deneyelim. Bir de belgesel fotoğrafı, genel fotoğraf alanından ayrı bir alan olarak tanımlasak kıyamet kopar mı acaba? Bunu da bir düşünelim.
Hala tartışılmakta olan belgesel fotoğrafın tanımının yapılması, içeriğinin tesbiti, salt belgesele özgü olanın belirlenmesi ve o tanıma göre etik konusunun irdelenmesi zorunluluğu ortaya çıkıyor.
Bir fotoğrafçının üretirken yaratıcılığına en uygun alan kurmaca, deneysel ya da kavramsal fotoğraftır. Bu alanda fotoğrafçı kendine özgü, kişisel, fotoğrafını yaratabilir. Fotoğrafçı, her türlü malzemeyi bir kurguya göre şekillendirir, onları kendi fotoğraf öznelinin nesnesi yapabilir. İnsanı da kendi kurgusunun bir parçası olarak kullanabilir.
Belgeselde durum böyle değildir. Ya da böyle olmamalıdır. Belgeselde fotoğrafçı ondan bağımsız olarak, kendi gerçekliği içinde var olan malzemeyle çalışır. Burada her malzeme olduğu gibidir. İnsanı da olduğu gibi kabul eder. Görüntü fotoğrafçının isteğine, keyfine, öznelliğine, dünyasına göre kurgulanmaz, belgesel malzemesine göre tasarlanır ve malzemeye rol biçilmez, onların kendi rollerini üstlenmesine izin verir. Ama bunu yaparken kendi gerçeğinin (öznelinin) izini de sürer. İşte etik sorunu da burada başlar.
Sanat fotoğrafında ya da fotoğrafın sanat için kullanımında (bundan sonraki tekrarlarda kısaca sanat fot. diyeceğim) malzeme, fotoğrafçıya göre konumlanır. Belgeselde ise fotoğrafçı malzemeye göre konumlanır. Sanat fot.da ve belgeseldeki bu konumlanma etik ve estetik ilişkilerine de yansır. Sanat fot.da estetik önce gelirken etiği belirler, yönlendirir, hatta değiştirir. Belgeselde ise etik önce gelir ve estetiği belirler, yönlendirir. Sanat fot.da fotoğrafçının gerçeği öncedir. Belgeselde malzemenin gerçeği önce gelir.
Sanat fotoğrafında fotoğrafçı kendi fotoğrafını öznel olarak kurar (öznele göre, öznel öncelikli ve de estetik öncelikli). Belgesel fotoğrafçı ise ‘nesnel’dir, fotoğraftan yararlanarak nesnelerin dünyasını anlatır (nesneye göre nesnel öncelikli ve tabii ki etik öncelikli). Etik kavramının her şeyden önce insan hakları alanıyla bağlantılı olduğu unutulmamalıdır.
|
|
||||||||||||
|
|||||||||||||