Ana Sayfa > Fotoğraf Yazıları



İlk ve Son Söz

Ali Öz

seyitaliak-foto-alioz.jpg

“Fotoğraf projelerimde iç hesaplaşmalara, insanlık çıkmazlarına, ruhsal fırtınalara, güzellik ve yetkinlik duygusuna ilişkin titreşimleri somutlaştırmaya özen gösteriyorum. Bu özen bence, varoluşumuzun anlamını sorgulama sorumluluğuyla aynı arabaya koşulmuş iki yağız at gibidir. Günümüz basın yayın organlarının yarattığı görüntü sağanağının dışına düşen, kişiselleştirilmiş öyküler giydirilen bir görsellik, “En iyi fotoğraf çekilmeyen fotoğraftır” düşüncesinin yarattığı bir inançla varolma yolunda keyifli bir “paylaşma” oyunu peşindeyim. Gerçekle kurmacanın iç içe geçtiği kendimizi başkalarına anlatacak imgesel tasarımları görselleştirme serüveni. Buna, konuların birbirini tamamlayan form, renk, ışık, gölge ve ton geçişleri gibi özelliklerini kullanarak bir ahenk yaratmak da diyebiliriz. Ben, fotoğraf büyüsünden, yeni ufuklar sezinleten, düşündüren, düşleten, sevindiren, hüzünlendiren ya da insanla nesnel gerçekler arasında estetik ilişki dengesini kurabilen fotoğrafların etkileme gücünü anlıyorum. David Hurn, bunun adını “Görsel olarak dünyaya yanıt vermenin saf coşkusunu keşfetme” koymuş. Doğal olarak, fotoğrafçının ışık duygusunu içselleştirmesi koşuluyla.” - Seyit Ali Ak

Sevgili Nadir Ede’den bilgisayarıma düşen bu yazı ‘’İlk ve son söz’’ olarak sanki bir vasiyetti. Sevgili dost insan Seyit Ali Ak’ın dünyayı ve fotoğrafı yorumlamada özlü yaklaşımını aktarıyordu bu sözler.

Bundan 5 - 6 yıl önce Caz Vapurunda keşisen yolumuz, yine Halkalı’da Şii Törenlerine gitmek için sözleştiğimiz bir anda fiziken ayrıldı.

Son yıllarda fotoğrafa olan tutkusu öylesine artmıştı ki yerinde duramıyordu. Daha 17 Aralık 2008 günü Konya’da Mevlevi törenlerinden yeni dönmüştü. Üşütmüştü ve hastaydı ama dur durak bilmiyordu. 7 Ocak günü Halkalı’da Şii törenlerine gitmek üzere sözleşmiştik. 11 Ocak günü ise Bodrum Deve güreşlerine gidecektik. Benim isteksizliğime rağmen o uçak biletlerini aldırmıştı bile.

Halkalı’daki Şii törenlerine gitmek üzere Beşiktaş’ta buluşma yerimizde yarım saate yakın bekledim. Sürekli tekrarlanan telefonlarıma cevap alamayınca gazetecilik refleksimle bir taksiye atlayıp evine gittim. Arabasını kapının önünde gördüğümde açıkçası korkularım artmıştı. Kapıcı - anahtar - fabrika - eşi… İçeri girince onu kendinden geçmiş, baygın olarak bulduk. Yıldırım hızıyla süren telefon trafiğimiz sonucu ambulans ile önce Taksim İlk Yardım Hastanesi, ardından Amerikan Hastanesi… Bütün bunlar nafile bir çaba olarak kaldı. Fotoğraf dünyası, dostları, insanlık güzel bir insanı kaybetmişti. Yorgun vücut beyin kanamasına daha fazla dayanamamıştı.

Fotoğraf sanatçısı, araştırmacı ve yazar dostum Seyit Ali Ak'ın arkasından bunları yazabilmek öyle zor ki… Bence en önemli özelliği beyefendiliği ve paylaşımcılığıydı. Onlarca seyahati ve fotoğraf serüvenini birlikte yaşadık. İki farklı uç gibiydik, sanki zıtların birliğini yaşıyorduk. Ben fotoğrafta gazetecilik refleksimle hep doğrudan anlatım yolunu seçerken o, renk, kompozisyon, uyum, grafik gibi fotoğrafın estetik yanlarına daha çok önem verirdi. Ölümünün sanki yakın olduğunu biliyordu da, fotoğrafa ve insanlığa daha çok şeyler bırakmak uğruna kendi yaşamını hiçe sayıyordu. Hazırladığı onlarca kitap ve sergiye rağmen yeni fotoğraf projelerini sonuçlandırabilmek için zamana ve bünyesine meydan okuyordu.

Dün istanbul'dan sonsuzluğa uğurladığımız Seyit Ali Ak’ı anlatmak için ne yazsam yetmez.


Gelin onun yaptıklarının özetine birlikte bakalım:


Yüzyıllık dönemi kapsayan Türkçe Fotoğraf yayınları (1977), Osmanlı Dönemi Fotoğraf koleksiyonu (1982), Fotoğraf Afişleri (1986) sergilerinin yanı sıra Otomobiller (1980), Palyaço (1982) ve Sanatçı Portreleri (1984) gibi konulu fotoğraf sergileri açtı. 1982 yılından sonra kendini giderek artan bir tempoda fotoğraf yazını ve araştırmalarına verdi. Cumhuriyet, Hürriyet gazetelerinde, Sanat Olayı, Gösteri, Milliyet Sanat, İFSAK, AFSAD, REFO Fotoğraf Sanatı dergilerinde, çeşitli eleştiri, araştırma ve biyografi yazıları yayımlandı. 1986 yılında yayına başlayan AnaBritannica ansiklopedisinin fotoğraf maddelerini o yazdı. 1985 yılında fotoğraf sanatının yurdumuzda köklenmesine, yaygınlaşmasına önayak olmuş kadroyu yapıtlarıyla tanıtma amacına yönelik Ustalar başlıklı derleme dizisini sergilemeye başladı. Kesintisiz olarak 11 yıl içinde bu dizide yaklaşık 1500 fotoğraf sergilendi. ESFIAP (Exceilence rendering with Services of FIAP) ünvanı verildi (1985), İFSAK onur üyesi oldu (1994)

YAYIMLADIĞI KİTAPLAR
1982/Türkçe Fotoğraf Yayınları Kataloğu, 1871-1982, İFSAK Yay.  Genişletilmiş 3. baskı/2004, Seyit Ali Ak-Alberto Modiano. Bileşim Yay.
1987/ 25 Yılın Türk Fotoğraf Tutanağı, 1960-1985.  İFSAK Yay.
1995/ Fotoğrafımızda Tartışma. Kendi Yay. Ustalardan Fotoğraf Sergilerinin Toplu Kataloğu.  İFSAK Yay.
1998/ Fotoğrafın Gölgesinde. Anı/Deneme. Karas Yay.
2001/ Erken Cumhuriyet Dönemi Türk Fotoğrafı
1923-1960. Remzi Kitabevi Yay.
2003/Fotoğraf/Söz Kavuşması, Edebiyatımızda Fotoğraf. Bileşim Yay.
2004/ Fotoğraf ve Kartpostallarıyla Girit’ten İstanbul’a Bahaettin Rahmi Bediz Beyaz Atlı Fotoğrafçı. 1875-1951. İletişim Yay.
2004/ Fotoğrafın İzinde 40 Yıl Seçme Yazılar: Fotografevi Yay.
2005/ “Siyah-Beyaz İzler” Fotoğrafçılığıyla Zeki Faik İzer. YKB Yay.
2005/ Küskün Kuşlar Göçe Kadar. Şiirler: Nursen Karas.  Fotoğraflar: Seyit Ali Ak. Fotografevi Yay.

 

ALİ ÖZ - aliozfoto@gmail.com




Share



   


COG Sitesi için tıklayın. Tasarım: CANDENİZ Bu işin arkasında kimler var ! Sitenin tüm bölümlerini birlikte gör.