Yasayan Halk Ozanları
Ayfer Ataç
Aysel Büyükyürük
Coşar Sarer
Dilek Bal
Elif Yıldırım
Gülnaz Çolak
Gürsel Gökçe
Hatice Özder
Nazander Süzer
Sebahattin Alaçam
Zuhal Türkkahraman
Yaşayan Halk Ozanları Belgesel çalışmamız bugüne kadar fotoğrafçıların ele almadığı bir konu idi. Ben Ozanlık geleneğinden gelen bir kişi olarak bu eksikliği görüyor ve Ozanlık geleneği için birşeyler yapmayı planlıyordum.
Halk ozanlığı geleneği Pirsultanlardan bugünlere kadar geldi. Ancak ne yazık ki popüler kültür, toplumsal yozlaşmayı beraberinde getirerek Halk ozanlığı geleneğini kaybolma aşamasına getirdi. Bu geleneğin son temsilcileri ile birlikte yaşıyoruz. Bundan sonra bu Halk Ozanlığı kültürü 1-2 kuşak daha devam edebilir. Ondan sonrasından ise şüpheliyim.
Dedemin anma etkinliklerinin birinde Ozan Hüdai şöyle dedi. “ Rahmetli Aşık Veysel bizlere göre çok şanslıydı. Yaşarken takdir edildi, halka mal olduğunu gördü. Okullara sokaklara, parklara ismi verildi, heykelleri dikildi. Bizler ise unutulup gideceğiz. Eğer şanslıysak öldükten sonra bizleri de birileri anar bir heykelimizi diker, falanca da bu dünya üzerinde yaşadı ve şunları da yaptı der kim bilir” dedi. Sesindeki hüzün hala kulaklarımda. Bu hüzün, sitem, özlem kokan sözleri beni çok etkiledi. Bir süre sonra Ozan Hüdai ‘yi de kaybettik.
Bizler fotoğrafçı olarak onlar henüz yaşarken bir şeyler yapmalı ve takdir edildiklerini görmelerini sağlamalıydık.
Ozanlarımızı birer birer kaybediyorduk. "Bu kaygılarımı ve kafamda oluşturduğum projeyi çalışmada yer alan fotoğrafçı ve kameraman arkadaşlarımla da paylaştım. Kamu oyunun ilgisini ozanlarımızın üzerine nasıl çekebiliriz düşüncesiyle yola çıktık. Mart 2006'da çalışmalarımıza başladık. Amacımız, unutulan ve unutturulmaya çalışılan “Halk Ozanlığı” geleneğine dikkat çekmek, ozanlarımızı yaşarken hatırlamak ve hatırlatmak; ozanlık geleneğinin söz ve düşünsel boyutunu fotoğraf sanatı ile birleştirip görsel boyuta taşınmasını sağlamaktı. Bu bağlamda söz sanatı ile görsel sanatı birleştirip harmanlayarak kamu oyunun ilgisini çekmek, çalışmamız kapsamına alınan az sayıdaki ozanla sınırlı da olsa bir bellek oluşturmak ve konuya duyarlı araştırmacılara belge, bilgi aktarmaktı. Bin yılların sanatı şiir, nefes, deyiş, türkü ile yakın dönemin sanatı fotoğrafı birleştirmek ve anlamlandırmaktı.
Bizler AFSAD üyesi kimliğimizle fakat dernekten bağımsız olarak oluşturduğumuz grubumuzla, bugüne kadar üzerinde derli toplu bir çalışma yapılmamış olan halk ozanlarını ele aldık. Bu topluma ve ozanlık geleneğinden gelen bir kişi olarak benim halk ozanlarına karşı bir diyet borcumdu.
İki yıl süren meşakkatli, çok uzun soluklu ve maddi anlamda ciddi külfetler getiren bir çalışma oldu. Zira tüm harcamalarımızı kendi kişisel olanaklarımızla karşıladık. Ozanların yaşadıkları mekanlara ulaşıp, onları kendi sosyal ortamlarında görüntüledik, röportajlar yaptık. 11 fotoğrafçı ve 4 kameraman arkadaşımızla bu yolculuğu tamamladık. Çalışmaya başlarken hedefimiz 100 ozanla çalışmayı sonuçlandırmaktı. Bu sayı maalesef 72 ozanla sınırlı kaldı. Devamında 100’erli gruplar halinde çalışmayı devam ettirmeyi hedefliyorduk.
Çalışmamızı Bir dönem milletvekilliği yapan Sn Hasan AYDIN’ın katkılarıyla bir kataloğ’a dönüştürdük.
Fotoğraf sergimiz ve web sayfamızın oluşmasında Cem TV sponsor oldu. Ozanlarla yaptığımız Video görüntüleri Cem TV’de, “Yaşayan Ozanlar” adıyla
14 Ekim 2008’den itibaren her Salı günü saat 16.10’da yayınlanıyor.”
Çalışmalarımız sonucunda hazırladığımız fotoğraf sergisini 19 –26 Haziran 2008’de Ankara’da açtık. Sergi daha sonra, 30 Haziran-5 Temmuz 2008 tarihleri arasında Bursa Yıldırım Belediyesi tarafından organize edilen “5. Uluslararası Aşıklar ve Şairler Şöleni" kapsamında tekrarlandı. Ayrıca 11-19 Ekim 2008 tarihleri arasında Ankara Atatürk Kültür Merkezi’nde 13. Uluslar arası Sanat ve El Sanatları Fuarı’nda sergilendi. ”www.yasayanhalkozanlari.com” isimli web sayfası hazırlayıp yayın hayatına geçirdik. Yaşayan Halk Ozanları Sergisi’ni önümüzdeki aylarda Mersin’de ve Azerbeycan’da açacağız.
Bol ışıklı ve fotoğraf dolu günler diliyorum.
Nazender Süzer
|
|