Ana Sayfa > Projeler > Kale'nin Çocukları



Kale'nin Çocukları - Özlem Kadakaloğlu

ozlemgosteri.jpg
gösteri_(10).jpg
gösteri_(11).jpg
gösteri_(12).jpg
gösteri_(13).jpg

gösteri_(14).jpg
gösteri_(15).jpg
gösteri_(16).jpg
gösteri_(17).jpg
gösteri_(18).jpg

gösteri_(19).jpg
gösteri_(2).jpg
gösteri_(20).jpg
gösteri_(21).jpg
gösteri_(22).jpg

gösteri_(24).jpg
gösteri_(25).jpg
gösteri_(26).jpg
gösteri_(27).jpg
gösteri_(28).jpg

gösteri_(29).jpg
gösteri_(3).jpg
gösteri_(30).jpg
gösteri_(31).jpg
gösteri_(32).jpg

gösteri_(33).jpg
gösteri_(34).jpg
gösteri_(35).jpg
gösteri_(36).jpg
gösteri_(37).jpg

gösteri_(38).jpg
gösteri_(39).jpg
gösteri_(4).jpg
gösteri_(40).jpg
gösteri_(41).jpg

gösteri_(42).jpg
gösteri_(43).jpg
gösteri_(44).jpg
gösteri_(45).jpg
gösteri_(46).jpg

gösteri_(47).jpg
gösteri_(48).jpg
gösteri_(49).jpg
gösteri_(5).jpg
gösteri_(50).jpg

gösteri_(51).jpg
gösteri_(52).jpg
gösteri_(53).jpg
gösteri_(54).jpg
gösteri_(55).jpg

gösteri_(56).jpg
gösteri_(57).jpg
gösteri_(6).jpg
gösteri_(7).jpg
gösteri_(8).jpg

gösteri_(9).jpg

Kale’nin Çocukları Üzerine…


Burada iki tane kale var; gerçek olan kale kapalı; çünkü kapatıldı; tarihi eserler çalındığı için birde askeri bölge olduğu için kapatıldı….


Kaç kez duydunuz bu sözleri! Kaç kez tanık oldunuz çocukların size; yaklaşıp cep harçlıkları için kaleyi tanıtmalarına? Eğer sıkı bi  Ankara Kalesi ziyaretçisiyseniz defalarca tanık olmuşsunuzdur. Zaten artık bir çoğunu da tanırsınız Rabia; Ahmet; Veysel; Gürkan… Onlar çocuk daha… Onların öyküsü başlamadı biliyorsunuz…

Sonbahar havalar yeni soğuyor; sokaklarda çocuk sesleri; otomobillerin olmadığı nadir semtlerden birisi Kale. Yerli turist geliyor çoğunlukta bu mevsim. Çocuklar etraflarında dolanırken gözleri ile yarım bıraktıkları oyunlarında; ola ki oyunda kayıp olursa! Ola ki oyuna geç kalırsa; bir yandan da o güzel seslerinin kulakları okşayan tınısı;

- Kale’ye buradan çıkılıyor; en yüksek yeri burası değil; gerçek kale kapalı; sizi gezdireyim mi ?

Biliyoruz biz hadi siz oyununuza devam edin uyarısına rağmen yinede peşinize takılan çocuklarla birkaç adım sonra kısa bir duraklama ve vazgeçiş… Kale’nin sonradan yapılma surlarında Ankara manzarası…

Ankara; ah canım  Ankara; sende saklı bu çocuklar bu Kale bu yürek… Sende saklı kalenin içinde çocuk çığlıklarına karışmış yegane sessizlik. Garip bir ezan sesi yükselirken bile o sessizliği yırtamayan garip huzur duygusu. Çocukları sakladığın o korkulu gerçeğinde fakirlik; diz boyu yükselen sefalete rağmen; gülümseye bilen; kahkahalar fırlata bilen; seslerinden de anlaşılacağı üzere daha yaşamın gerçekleriyle yüzleşmemiş güzel çocuklar… Ankara! Ah canım Ankara; kalenin çocuklarını saklayan Güzel Ankara; ele verme bu çocukları; heba etme…

Kocaman gözler alışmış artık objektiflere; onlar için artık sıradan onların yaşadıkları o anlar ise her gün kü rutinleri. Hangi kapıdan içeri göz atsanız; bir yaşam öyküsü çıkar karşınıza; ve en çok orada yaşar çocuklar; her kapının ardında bir çocuk sesi gelir. Kocaman olacak yürekleri daha bebe olsada; erken öğrenmişlerdir gece kondu çocukları yaşamla dalga geçmeyi… erken büyümüşlerdir; bilirler yinede akşam tek oda da yatacak hepsi… Hangi kapıyı açsanız; bir yaşam öyküsü kucaklar sizi; en çok çocuklar yaşar…


Kaleye buradan çıkılıyor…

Siz çıkın kaleye çocuklar Ankara’nın en yükseğine yakın bir sur. Siz çıkın ve dünyaya hep oradan bakın; hep orada yaşayın… en güzeline siz layıksınız çünkü.

O sonbahar günü; yanı başımda duyduğum deklanşör sesi; şimdi çocukların sonsuz anlarını dünyaya sunuyor. Kendiside büyümemiş bir fotoğrafçının; çocuklar içindeki sessizliği hala hatırımda. Ve o çocuklar gittiğimde onu sormayacak biliyorum; hatırlamayacaklarda. Ama bildiğim şu ki Özlem KADAKALOĞLU fotoğraflarında o çocukları hep yaşatacak. O gün orada görüntülüye  bildiğimiz tüm çocuklara hitaben…

Merhaba!


Gerçek ile görünen arasında ki bağ ne kadar yanıltıcı ise; görülen ile yansıyan arasında ki bağ o kadar gerçektir. Gerçeğin yansıtma araçları ile hapsolduğu o yanıltıcı yanılsamalar içinde her fotoğrafçı kendi düşünce yapısı; ve kendi dünyasının yansımalarını kadrajına yerleştirmeye özel bir önem gösterir. Bu önem çoğunda bilinçsizce yapılmış bir tercihler olarak karşımıza çıkar. Fotoğraf karesi olarak seçtiğimiz şey! Bizim tercihli bakışımızın yansıması ve bir o kadarda baktıklarımızdan ayırdığımız gördüklerimizdir. 

Diyen fotoğrafçı  fotoğraf serüveninde sadece yaşamı görmekle yetinmez; onu anlamlandırmaya ve ona görsel olarak şekillendirme işlevinede sahiptir. Teşekkürler Özlem KADAKALOĞLU

                                                                                                 emekuc

 

 

 

 

Özlem KADAKALOĞLU

1975 Trabzon Doğumlu; fotoğrafa AFSAD Temel eğitimi ile başladı; karanlık oda eğitimi; 3. Kur eğitimi; ve sonrasında Gökhan Demirel Zoone Sistem Atölyesinde çalışmalarına devam etti. 2005 yılında Doğduğu kent Trabzon’ yerleşti. Afsad ve Fotoforum  üyesi. Çalışmalarına Trabzon’da devam ediyor. Kadınlar İçin fotoğraf sergisi ve bir çok karma fotoğraf sergilerinde Fotoğrafları sergilendi.  Üç kavramı konu aldığı fotoğraf sergisi 2009 sonbahar ayında fotoğraf severlerle buluşacak.

Proje sahibine iletmek istediğiniz mesajı form aracılığıyla gönderebilirsiniz.

Adınız:[ ! ]
Soyad:[ ! ]
E-Mail:
Konu:
Mesajınız:
Onay Kodu: Captcha
Onay Kodunu Girin:[ ! ]
 



Share



   


COG Sitesi için tıklayın. Tasarım: CANDENİZ Bu işin arkasında kimler var ! Sitenin tüm bölümlerini birlikte gör.