Emek ve Demokrasi Mitingi - Ali Öz
Hasta da şikayetçi doktor da
Sennur Sezer
Slogan benzeri bir sloganla indik otobüsten: ‘Beyler sendikalar burada!’ Gerçekten erken gelmişti pankartlar, flamalar; ses alıştırmaları başlamıştı. Adnan Özyalçıner’le yavaş yavaş dolaştık alanı. O kalemle anahtarın yan yana oluşundan keyiflenip her zamanki sloganını attı: Kol gücünden başka sermayesi olmayanlarla, düşünce gücünden başka sermayesi olmayanlar el ele verdiklerinde... Gülüştük. Tam o sıra gördük iki katlı üstü açık turist otobüsünü. Tertip kurulununmuş. Otobüs üstüne şakalar yapamadan kucaklaştık Birleşik Metal-İş’in Başkanı Adnan Serdaroğlu’yla. Az ileride DİSK Başkanı Süleyman Çelebi’yle tokalaştık. ‘Anlaşılan komutanlar erlerden önce gelmişler meydana’ diyemeden kalabalıklar birikti. Arada tanıdık yüzler, kucaklaşmalar... Benim ilk sendikam Harb-İş (Neredeyse Türkiye’deki tüm şubeleriyle) Özyalçıner’in ilk sekreterliğinin sendikası: Türkiye Denizciler Sendikası... SES’ten Songül Beydilli... ‘Kendinize dikkat edin’ uyarıları... O ara kızım Ayşebengi ve sendikası Sine-Sen, Başkanı Yusuf... Kalabalık, Türk Tabipleri Birliği’nin sloganını doğruluyor: ‘Örgütlü emek, sağlıklı toplum!’ Doktorlar şikayetçi demeye kalmadan hasta temsilcilerini gösteriyor Adnan:
‘Ne sadaka ne ayrıcalık parasız eğitim parasız sağlık!’ İmza epey kalabalık: Halkevleri, Engelli Hakları, Spina Bifida Derneği, Altı Nokta Körler Derneği... Ben not alıyorum, o gülüyor; ‘Ben sana başka şey gösterdim’ diyor. Ne gösterdiğini anlayamayınca açıklıyor: Genç kız, görme engelliye bildiriyi okuyor. Ben söylediğini onun öykücülüğüne veriyorum önce. Ama biraz sonra fark ediyorum onları. Fotoğraf makinem de yok. Ama yan yana anahtar ile kalem gibi birbirine yakışır duruyorlar.
Yağmurdan korkuyorum, gözüm gökte. Telefonumda cevapsız aramalar. TYS arayıp duruyor bizi, toplanmış olmalılar, ama gürültüden birbirimizi anlamak zor.
Kalabalığın arasından toplanma noktamıza ilerlemeye çalışıyoruz. Liseliler çantalarını ortalarına yığmış yarı türkü yarı slogan halay çekiyorlar: ‘YÖK kalkacak. Polis gidecek, üniversiteler bizimle özgürleşecek!’ Tam o sıra görüyoruz on kişi kadarlık bir topluluğu. Flamalarının arkasına sıralanmışlar: ‘Çalık sizin, evler bizim, rantsal dönüşüme hayır!’ İmza: Hacıhüsrev Halkı. İçimiz ısınıveriyor.
Atkıyı çözüveriyorum boynumdan, Adnan fermuarını açıyor kabanının. Adımlarımız hızlanıyor...
Özgeçmiş-Ali Öz
Ankara Siyasal Bilgiler, Basın Yayın Yüksek Okulu (Ankara İletişim Fakültesi) Radyo Televizyon bölümü mezunudur.
Fotoğrafa 1979 yılında elindeki kısıtlı para ile edindiği bir makine ve bir agrandizör ile başladı. Fotoğrafı kendisine en yakın iletişim aracı olarak gördü ve düşüncelerini şöyle özetledi yıllar önce yapılan bir söyleşide "İnsan açlığa katlanabiliyor ama sevgisizliğe, tutkusuzluğa ve amaçsızlığa katlanamıyor .Benim de insan sevgimin odaklandığı, en dolaysız ve en somut bir sesleniş aracı oldu fotoğraf sanatı"
Gençlik yıllarında sosyal politika alanlarında uzun süre çalıştı, kooperatifler ve sendikalarda geçirdiği yıllar kendine özgü görüşlerinin oluşmasında etken oldu.
Daha sonra basın fotoğrafçılığına gönül veren A1i Öz; kendi deyimiyle "politik belgesel fotoğraf çeker" ve bunu bir misyon haline getirmiştir, bu nedenle Türkiye'deki her toplumsal olayda onu görmek mümkündür.
Sırasıyla Nokta, Güneş, Milliyet, Cumhuriyet, Aktüel ve Tempo'da çalışmış, NTV
MAG Dergisi'nin fotoğraf editörlüğünü yapmış olup halen serbest çalışmaktadır.
Çeşitli nedenlerle gittiği Asya, Avrupa, Afrika, Amerika ve Avustralya'da çektiği fotoğrafların konusu: Çalışan insan, üreten insan, çaresiz insandır. Ali Öz, bu tutumunu “İnsan sever ve sevdikleri için savaşım verir” sözleri ile açıklıyor.
Yurt içinde ve dışında pek çok sergi açan ve dia gösterisi yapan Ali Öz, fotoğraflarıyla sayısız ödül ve mansiyon aldı.
Proje sahibine iletmek istediğiniz mesajı form aracılığıyla gönderebilirsiniz.