Ana Sayfa > Projeler > İran



Çat orada, Çat Burada, Çat Kapı Arkasında : Süpürge

1010g.jpg
1015g.jpg
1043g.jpg
1050g.jpg
1063g.jpg

1065g.jpg
1067g.jpg
1070g.jpg
1075g.jpg
1080g.jpg

1083g.jpg
1084g.jpg
1085g.jpg
1087g.jpg
1090g.jpg

1095g.jpg
1100g.jpg
1125g.jpg
1133g.jpg
1135g.jpg

1145g.jpg
1147g.jpg
1155g.jpg
1157g.jpg
1160g.jpg

1184g.jpg
1185g.jpg
1207g.jpg
1210g.jpg
1213g.jpg

1225g.jpg
1268g.jpg
1275g.jpg
1277g.jpg
1280g.jpg

1330g.jpg
1335g.jpg
1337g.jpg
1345g.jpg

Çat orada, Çat Burada, Çat Kapı Arkasında : Süpürge

 

 

SON USTALAR, SON SÜPÜRGELER ÜSTÜNE…

Bir zamanlar çocuklara, “Çat burada, çat kapı arkasında; bilin bakalım bu nedir?” diye bilmece sorusu sorulurdu.

Bakmayın öyle kapı arkasında yer gösterildiğine, aslında her evin baç köşesindeydi. Banyoda, sofada, mutfakta, yatak odasında evin her yerinde çalım atardı.

Önce plastikler, ardından annelerimizin gır gır süpürgeleri geldi; ardından elektrik süpürgeleri her evi süpürmeye başladı. Tel süpürgenin nazı gitti; hüznü kaldı. Evlerin baş köşesinden kaldırıldı; bilmecesi de çocuklara sorulmaz oldu.

Tel süpürgeler her geçen gün süpürmez oldu ama, Edirne’nin son ustaları kuşaktan kuşağa aktarılan bu kültür varlığını yaşatmak için direniyor.

Sayıları  gittikçe eksilse, kazançları azalsa da, Edirne’de bir çok kişi süpürge otu ve üretiminden ekmek yiyor. Tel süpürge artık temizlik aracı olarak gözden düşse de, geleneksel el sanatı ürünü olan süpürgenin üretimini sürdürüyorlar. Yine çoğu hanım, teknolojinin sunduğu olanaklara karşın, evinin bir köşesinde tel süpürge bulunduruyor.

SÜPÜRGE HANLAR VARDI
Edirne Süpürge Teli Alım Satım Yeri Tesisleri gerçek anlamda satış yapan Türkiye’deki iki borsadan biridir. Süpürge ve süpürgecilik geçmişten günümüze Edine ekonomisinin önemli kaynaklarındandır.  Kentin daha çok Bostanpazarı ve Tahtakale  çok sayıda süpürge atölyesi vardı.  Süpürgeciliğin 1930’lu yıllarda Musevi yurtaşlarımız ve Bulgaristan’dan gelen göçmenler tarafından  meslek edindiği  biliniyor.

Süpürge üreticileri geçmişte, süpürgeciler hanı denilen yerlerde toplaşırdı. Bu hanların en ünlüsü Bostanpazarı’ndaki süpürgeciliğin kalbinin attığı yer olan Meriç Han’dı. Meriç Han’da da zamanla kuş uçmaz, kervan konmaz oldu. Sonunda alevlere teslim olan bu mekan, günümüzde virane bir durumda yıkılmaya terk edildi.

GEZGİNCİ SÜPÜRGE USTALARI
Edirne Ticaret Odası’nın kayıtlarına göre, süpürge üretimi yapan işyerlerinin sayısı bir elin parmakları kadar azaldı. Düşüşün önüne geçilemiyor; üstelik artık kimse  büyük bir beceri isteyen süpürge ustası olmak istemiyor. Son süpürge ustaları, geçip giden zamanın, süpürgecileri de süpürdüğünü söylüyorlar.

Oysa oda kayıtlarına göre 1985 yılında 118 işyerinde üretim yapılıyordu. Bu sayı 1996 yılında ise 60’a düşerken, 1950’li yıllarda çoğunun sahibi Yahudi olan dört yüze yakın işyeri vardı. Bu atölyelerde 25-30 kişinin çalıştığı biliniyor.  Süpürge atölyelerinin yanı sıra, bir zamanlar Edirne’de gezginci süpürge ustaları da vardı. Bu ustalar daha çok köylerde dolaşır, kurdukları tezgahlarda sipariş üstüne süpürge yaparlardı.

Süpürge hüner isteyen, ustalık gerektiren bir üründü. Süpürge otu yetiştirenler bile, evlerinde kullanacakları süpürgenin bir ustanın elinden çıkmasını isterdi. Gezginci ustalar daha becerikli olurdu; çünkü onlar 3-4 ustanın elinden geçen süpürgenin bütün aşamalarını tek başına yaparlardı. Maksutlu köyünde sipariş süpürgeleri yaparken ölen, Mustafa Posta, Edirne’nin son gezginci ustası olarak hatırlanıyor.

YAPIM AŞAMALARI
Süpürge otu daha çok sulak alanları sever. Edirne’de yaygın olarak Tatarköy, Elçili, karakasım, Höyüklütatar,Doyran, Hasköy, Menekşesofular, Süleymaniye, Beykonak, Çavuşlu, Dereköy, harmanlı, karabürçek, Kırkavak köylerinde ekilir. Kirişhane ve Yıldırım Kazonova bir zamanlar süpürge otunun en yaygın yetiştiridiği bölgeydi. Süpürge otunun tel süpürge haline gelebilmesi için beş aşamadan geçmesi gerekmektedi. Süpürge cinslerine göre, çatal süpürge, fırça süpürge, battal süpürge, sapli ve plastik süpürge ile aynalı süpürge olarak adlandırılr.

Tel süpürgenin tarladan, kapı arkasına süren serüveni, otunun tarlada uygun uzunlukta kesilmesiyle başlar. Bu ilk adımdan sonra süpürge otu, yem sanayinde kullanılan tohumları ve yaprakları ayıklandıktan sonra demetlenerek, süpürge teli borsasında satışa sunulur. Süpürge otunun süpürge haline gelebilmesi için beş aşamadan geçmesi gerekmektedir.

Üretici tarafından alınan süpürge telleri, atölyelerdeki havuzda ıslandıktan sonra kapalı odalara konularak kükürtle tütsülenir. Bir gece boyunca penceresiz kükürt odalarında bırakılan süpürge tellerinin böylece sararması sağlanır. Süpürgenin limon sarısı rengi onun değerini arttırır.
Ayıklanan süpürge telleri, ‘ayıklayıcı’ tarafından bıçakla ayrıştırılır. Kalın, dolgun etli olanlar tepelik, ince cılız teller de işlik olarak ayrılır. Kısa, kırık, düzgün olmayan teller ayıklanarak, küçük el süpürgeleri yapımında kullanılır.

Ayıklayıcıdan sonra sıra ‘Sarıcı’ya gelir. Sarıcılar tel süpürge tellerini bir araya getirerek, yavru demetler yapar. Bunlardan ikisi birleştirilir, pamuk ipliğiyle bağlanarak süpürge taslağı oluşturulur.
Süpürge taslaklarının  saplarına 4-5 tel yerleştirilerek tepelik yapılır. Bu işlemi yapanlara bağlayıcı denir.  Tepelikli taslaklar ayancık denilen ayak mengenesinden yararlanılarak sap bölümü üç veya daha fazla telle bağlanır. Süpürge taslağına daha sonra falaka denilen el mengenesi yardımıyla biçim verilir. Tokmaklanarak biçim pekiştirilir.

Bu işlemden sonra dikici tarafından çuvaldızla dikilerek satışa hazır hale getirilir.Son aşamada ‘Paketçi’lerin gruplandırdığı süpürge demetleri piyasaya verilir.

Bütün bu üretim aşamalarında ‘Meydancı’ denilen çıraklar, ustalara yardım eder. Ortalama dört ay ömrü olan süpürge, iyi bir ustanın elinden çıkarsa bir yıl kadar kullanılır. Yaklaşık 500-600 gram süpürge otundan bir süpürge yapılır.

AYNALI SÜPÜRGE
Geleneksel tel süpürgenin, bir de alımlı çalımlı ve aynalı olanı vardır. Aynalı süpürge estetik görüntüsünün yanı sıra Edirne’nin yerel kültür harmanında ayrı bir öneme sahiptir.
Aynalı süpürge geçmiş zamanlarda daha çok sipariş üzerine yapılırdı. Aynalı süpürge yöresel renklerle süslenir. Üstüne renkli gelin pullarından başka bir nazar boncuğu takılır. Üzerine konan ayna güzelliği, temizliği ve becerikli olmayı ifade eder. O, bakımlı, temiz ve güzel olmaya verilen önemi simgeler.

Gelinlik çağına gelen her genç kızın çeyiz sandığında yer alır.  Aynalı süpürge kapı dışına asılmışsa, evde evlenecek çağda genç kızın olduğuna işaret eder.

Günümüzde aynalı süpürge artık bu geleneksel işlevini kaybetmiş olsa da, süs ve hediyelik eşya olarak kullanılmaya başlandı. Yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgi göstedikleri süs eşyası arasında yer alan aynalı süpürge, böylece yeni bir kültürel kimlik kazanmış durumdadır.

FOTOĞRAF KARDEŞİ OLDUK
Bu sergimizde süpürgenin görsel bir öyküsünü paylaştık.
Çalışmamızı, yaklaşık bir yıl süreyle atölye kapsamımda sürdürdük. Bu sergide yer alan fotoğrafların her biri, bir takım çalışmasının ürünüdür. Bu nedenle sergi fotoğraflarının altlarına ayrı bir imza açmadık.

Çünkü bu fotoğraflar hepimizin…
Bu kareleri ben çekmiş gibiyim…
Ya da Okan, Mustafa Hoca, Belgin çekmiş gibi…
Varsayalım hepsini Hüseyin çekti…
Ya da Levent, Safiye, Nuran, Turgay… Bütün kareler hepimizin…
Bu çalışmanın ey keyifli yönü de buydu zaten…
Takımdaş olmak, takım ruhu yaratmak…

Takım ruhunu paylaşmanın sadece tribünlerde yaşanan bir duygu  olmadığını, öğrendik, anladık…
Takım ruhunu yeniden keşfettik… Fotoğraf kardeşi olduk kısaca…
Bu takımın kaptanı olduğum için hep gurur duydum, gurur duymaya da devam edeceğim…
Türk fotoğrafına, Edirne’ye bir eser kazandırdıysak ne mutlu hepimize….
 

BEHİÇ GÜNALAN

 

 


BEHİÇ GÜNALAN (ATÖLYE YÖNETMENİ)


İstanbul'da 1952 yılında doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ni bitirdi. 1973 yılında gazeteciliğe başladı. İstanbul, Erzurum, Bursa ve Edirne'de bulundu. Edirne’de bugünkü adıyla Doğan Haber Ajansı’nı kurdu. 2001 yılında emekli oldu; sürekli sarı basın kartı sahibidir.

Fotoğrafla ilgisi, gazetecilik mesleğiyle birlikte başladı; ilerleyen yıllarda haber fotoğrafından, sanatsal fotoğrafa yöneldi. 1989 yılından beri Edirne'de yaşıyor. Edirne'nin tarih, kültür ve doğa zenginliği, içindeki fotoğrafçıyı en fazla kışkırtan etken oldu. "Fotoğraflar Yaşlanmaz" adını verdiği ilk kişisel sergisini 1995 yılında Edirne'de , "Edirne – Brücke zum Orient" adını verdiği son kişisel sergisini de,  2007 yılının Mart ayında  Almanya’nın Lörrach kentinde açtı;  seksenden fazla karma sergilere katıldı.

Dijital fotoğrafçılığa geçtiği dört yıl öncesine kadar dia ağırlıklı çalıştı. Yapıtlarını iki yüz civarında gösteride fotoğraf severlerle paylaştı.  Fotoğrafları çok sayıda yayında yer aldı. Ulusal fotoğraf yarışmalarında birincilik dahil, çeşitli ödül ve  80’den fazla sergileme kazandı. Fotoğraflarının büyük bir bölümü,  Eczacıbaşı yıllıkları dahil nitelikli ve saygın fotoğraf kataloglarında, kurumsal yayınlarda, poster  ve takvimlerde  yayınlandı.

Bir sivil toplumcudur. Çok sayıdaki sivil toplum örgütlerine üyeliklerinin yanı sıra, Edirne Fotoğraf Sanatı Derneği ve Trakya Gazeteciler Dernekleri'nin uzun dönem başkanlıklarını yaptı. Trakya Gazeteciler  Derneği’nin kurucusudur. Trakya Üniversitesi'nin radyo televizyon, halkla ilişkiler, serigrafi ve grafik programlarında uygulamalı meslek ve fotoğrafçılık dersleri verdi. Edirne Fotoğraf Sanatı Derneği’nin eğitim sorumluluğunu üstlenmiştir. Eğitim seminerlerinin yanı sıra atölye çalışmaları yapmaktadır. Bu kapsamda süpürgeyi konu edinen ‘ son çalışması  ‘Çat Burada, Çat Orada, çat kapı Arkasında; Süpürge’  belgeseli beğeni toplamıştır.

Fotoğraflarını  sergi salonlarından daha çok,  kişisel www.behicgunalan.com sitesinin yanı sıra,  çok sayıdaki sitelerde sanal ortamda yaygın bir biçimde paylaşmayı tercih etmektedir.

 

KİŞİSEL SERGİLERİ
•Fotoğraflar Yaşlanmaz
•Evliya Çelebi’nin Fotoğraf Makinesi Olsaydı
•Fotoğraf Herkesindir, Fotoğraf Herşeydir
•Bir Edirne Masalı
•Edirne-Brücke Zum Orient (Almanya)
•Göçün Orta Yeri Hüzün

 

BELGİN DEVECİ


24.05.1968 Edirne'de doğdu. Trakya Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Muhasabe programını bitirdi. Serbest muhasebeci ünvanı ile özel bir şirkette 20 yıldır çalışıyor. EFOD’un Temel Fotoğrafçılık Eğitim Kurslarına katıldı.  Beş yıldan beri fotoğraf ile ilgileniyor. EFOD üyesidir. Bir dönem de EFOD yönetim kurulunda görev yaptı. Bir çocuk annesidir.

 

HÜSEYİN KABASAKAL

1963 malatya doğumlu, çocukuğu ve gençliği İstanbul- Feriköy'de geçmiştir.
Şişli End. Meslek lisesi-1980, Mimar Sinan Üniv. SOSYOLOJİ Bölümü-1988 mezunu.
Gıda sektöründe Orta kademe Satış yöneticisi, EFOD Üyesi olup 4 yıldır fotoğraf çekiyor.
Evli, 1 kızı var.

 

LEVENT TOSUN

1972 Edirne doğumluyum.
 
İlk ve orta öğrenimimi Edirne’de tamamladım. 
 
1998 yılında Marmara Üniversitesi ATATÜRK Eğitim Fakültesi Resim-iş Bölümünde lisans eğitimimi, 2008 yılında Trakya Üniversitesi Resim-iş Bölümünde Yüksek Lisansımı "Mustafa ASLIER ve Sanat Anlayışı" konulu tezimle tamamladım.
 
1995 yılında üniversitede resim çalışmalarıma yardımcı olması amacıyla fotoğraf derslerine katıldım. Fotoğraf dersinde karanlık odada çalışma fırsatı buldum. 2005 yılında dijital fotoğrafa adım attım.
 
2006 yılından itibaren katıldığım çeşitli ulusal fotoğraf yarışmalarında fotoğraflarım sergileme ve satın alınmaya değer görüldü.
 
2008 yılında Buca belediyesi fotoğraf yarışmasında fotoğrafım Jüri özel ödülüne değer görüldü.
 
1998 yılında Edirne’de başladığım resim öğretmenliği görevime 2003 yılından itibaren Edirne Anadolu Güzel Sanatlar Lisesinde devam etmekteyim. 
Evli ve bir çocuk babasıyım.

 


Dr. MUSTAFA KEMAL ADALI

1959 Akhisar doğumlu, Kabataş Erkek Lisesi ve İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunudur.

Görev gereği yurdun çeşitli yerlerinde bulundu. Malatya Pütürge, Erzurum Gezköy ve İstanbul’da görev yaptı.

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladıktan sonra bir süre uzman olarak Edirne Keşan’da çalıştı.

Halen Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesidir.

Evli ve iki çocuk babasıdır.

Yeni yerler görmeyi, Ege mutfağını, şarabı ve yeni tadlar keşfetmeyi sever. Bahçesine, motosikletine ve fotoğraf makinesine zaman ayırmaktan hoşlanır.

Fotograf ile yakınlığı lise yıllarında başladı. Yıllarca ilgi düzeyinde kalan bu yakınlık EFOD bünyesinde bilgilenme ve kendini geliştirme uğraşına dönüştü.

 

NURAN EKİCİ

Doğum Tarihi: 25.10.1974 (Edirne)

Mesleği: Trakya Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, İlköğretim Bölümü, Fen bilgisi Öğretmenliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi (Yrd. Doç. Dr.)

Fotoğraf çekmeye üniversite öğrencisi iken başladım. Fotoğraf çekmek, boş zamanlarımda ençok keyif aldığım aktivitelerin başında gelmektedir. O anları kalıcı kılmak muhteşem bir duygu...


OKAN YILMAZ

1967 Kayseri doğumlu. Makina Mühendisidir. Özel şirketlerde yıllarca yöneticilik yaptı. Şu anda kendi işletmesini çalıştırıyor. Evli, iki çocuk babasıdır.

Görsel sanatlara ilgisi okullu yıllarda resim sanatı ile başladı. Öğretmenlerinin de desteği ile karakalem ve yağlıboya resim çalışmalarını tüm okul hayatı boyunca sürdürdü. Üniversitede öğrencilik yıllarında resim çalışmalarına ara verirken, fotoğrafa yöneldi.

Bu dönemde ileride yapacağı resimler için görsel bir arşiv oluşturma amacıyla fotoğraf çekmeye başladı. Ancak öğrencilik koşullarında bu hiçbir zaman kayda değer bir arşive dönüşmeden, anı fotoğrafları ile sınırlı kaldı.

Dijital teknolojilerin fotoğraf alanında sunduğu olanakların cazip hale gelmesi ile birlikte dijtal fotoğraf makinası alarak fotoğraf sanatına etkin bir biçimde yöneldi. Bu yöneliş,  zamanla bir tutkuya dönüşür.

2002 yılından bu yana yoğun olarak fotoğraf çekmekte. Fotoğraflarında insan ve mekan ilişkisini ortaya koymaktan haz alıyor. Konunun içinde, kahramanları ile burun buruna oluşturulmuş kompozisyonlardan hoşlanıyor.

EFOD üyesi. Ulusal ve uluslarası fotoğraf yarışmalarında derece ve sergileme ödülleri var. Pek çok karma sergiye katıldı ve fotoğraf gösterileri gerçekleştirdi. Fotoğrafları dergilerde, kitaplarda yayınlandı. ‘Taş Yerinde Ağırdır’ isimli kişisel fotoğraf sergisi Edirne EFOD’da, Ankara AFSAD’da, Bulgaristan’ın Stara Zagora şehrinde ve Mersin Fotoğraf Derneği davetlisi olarak Mersin MarinaVista Sanat Galerisinde fotoğraf severlerin beğenisine sunuldu.

 

SAFİYE GİRAN

1978 yılında Eskişehir' de doğdum. Babamın mesleği nedeniyle öğrenimimi değişik yerlerde tamamladıktan sonra Trakya Üniversitesi' nde Kulak Burun Boğaz ihtisasımı tamamladım. Yaklaşık 3 yıldır, oldukça amatör olarak fotoğrafçılıkla ilgileniyorum. Edirne macerama doktor olarak başlarken fotoğrafçılığın hayatıma gireceğini hiç düşünmemiştim. Süpürgeciler Atölye Çalışmasında, kaybolmaya yüz tutan bir zanaatın her aşamasına tanıklık etmek, her anını karelere sığdırmaya çalışmak çok keyifli ve eğiticiydi.  

 

 

 

 

Proje sahibine iletmek istediğiniz mesajı form aracılığıyla gönderebilirsiniz.

Adınız:[ ! ]
Soyad:[ ! ]
E-Mail:
Konu:
Mesajınız:
Onay Kodu: Captcha
Onay Kodunu Girin:[ ! ]
 



Share



   


COG Sitesi için tıklayın. Tasarım: CANDENİZ Bu işin arkasında kimler var ! Sitenin tüm bölümlerini birlikte gör.