Ana Sayfa > Fotoğraf Yazıları



Dünya Fotografında Kadınların İzi - Cem DEVECİOĞLU

 

                                                     
Gümüş nitrattan elektronik piksel düzeneğine fotoğraf, gayet iyi işleyen bir görüntü kaydı eylemi olarak, bir “kurtuluş” ve “özgürlük” fiili olmaya, keşfedildiği zamandan sonraki çeşitli dönemler boyunca hep aday olmuştur. “Kurtuluş”, canlı veya cansız madde evreninde anbean süre giden kesintisiz oluşum ve değişim karşısında bir “görüntülerdeki anlamı kalıcılaştırma” haykırışı; sonlu insan ömründe kalıcı bir belgeyle zamana meydan okuma; kaybolup gidene karşı bir devingen tavır alış; insan görmesinin vazgeçilmez tadından bir yapıt çıkartma vs. anlamında. Hep heyecan vermiştir bu buluş meraklılarına, hala da verir bizlere; ve tabii “özgürlük” verir, doyasıya…

Ve insan tarihi boyunca kadınlar: Kadınlar yaşamak işinde daha mahir olur izin alınmadan bastırılmadıkça –tamamıyla anlaşılamamış gerekçelerle engellenmedikçe, ayırımlara tabi tutulmadıkça toplumları tarafından! Ve  onların kurtuluşu ve özgürlüğü bir meseledir her yaşlarında ve başlarında; ”ONLAR”, ” ONLARIN KENDİLERİ” için. İnsanlığın topyekun kurtuluşunu beklemeye kalkmaksızın, çünkü konuda çok eskilerden gelme bir aceleleri vardır, birikmiş biriktirilmiş acılarından, yoksunluklarından!… Tabii bu noktada, fotoğraf işi ve kadınlar buluşurlarsa; “bir nevi kurtuluş” ve “özgürlük”te!…

Kadın ve fotografi konusu takribi bir buçuk asırlık bir geçmişe (1850’lerde kadın fotoğrafçılar vardır) yayılan köklü bir konudur. 1890’larda başlayan ve 1960’lara dek süren Modernizm (olgun sanayi toplumu/ilgili toplumların bütün hücrelerine sinmiş kapitalizm, fazlasıyla gergin tarihsel akışlar; akabindeki düşünsel üst-yapı) ve onu izleyerek başlayan Postmodernizm’de (bilişim toplumunun başlangıcı, kapitalist dünya ölçeğinde sosyo-ekonomik doyma/tıkanmalar ve düşünsel eylemlerde özgünlük arayışı) biri birinden değişik temasal duruşlar sergileyen 4 usta fotoğraf sanatçısı kadını inceleyerek konuya devam edelim…

                                                                    
Kadın ve fotografi deyince fotoğraf sevdalılarının aklına gelen tarihsel simalar arasında Dorothea Lange (1895, New Jersey, A.B.D.-1965, New York) başlarda yer alır. Dorothea Lange 20.yy.ın ilk çeyreğinden başlayarak A.B.D.’de yoksulluğa maruz kalmış insanları fotoğraflar, paraya batmışlar çekmez O’nu (Her ne kadar mesleğe ilk girdiğinde zenginlerin portrelerini çekmek ekmeğinin kapısı olsa da…). O’nun baş tercihi yoksulluk, yoksullaşmadaki insanlar konusudur; ruhları elemle yıkanan “kirlenmemiş varoluşlu” insanlar. Tarihin çok ender tersini bulabildiği acı dolu sorun: Yoksulluk/yoksunluk! Çok bağlanır konusuna, çok çalışır, çok ürün verir. Ağlamaklı insanlar ve çok başarılı “ağlamaklı” kareler… İnsan insan insan kaynaşır Dorothea’nin yapıtlarında. Lange’in fotoğraflarındaki insan figürleri birer abide gibidir, geleceğe taşınası birer anıt.
                                                                                                                                                                 
                                                                     
Tarihe düşmüş kadın fotoğrafçılardan ışıl ışıl bir tanesi: Tina Modotti (1896-1942, İtalya doğumlu, Meksika’da dünyadan ayrılır.). Bütün yaşamı bir “has” aktif komünist olarak geçen devrimci fotoğraf sanatçısı – kendisini ne kadar 33 yaşında “sanat fotoğrafları değil, dürüst fotoğraflar” çeken biri olarak tanımlamış olsa da1, onun en hararetli siyasi yıllarındaki fotoğraflarını bile “sanat fotoğrafı” olarak değerlendirmemek kolay değildir. Çok yeteneklidir, yaşama karşı samimidir, çok cesurdur, çok hareketlidir ve belki en başta yaşadığı dünyayı çok iyi “görür” ve çok iyi “çözümler”. Erken denilebilecek yaşta ölümü ciddi kayıp olmuş, fotoğrafı çok sevmiş, büyük fotoğraf ustalarından Edward Weston’la uzun süre birlikte çalışmış - ortamlar paylaşmış, yaşamı boyunca hep meleksi yüzlü girişken kadın fotoğrafçı…

                               
1 Margaret Hooks, Devrimci Sanatçı Tina Modotti, çev. Lalepar Aytek, Agorakitaplığı, 2008, s. 235

                                                   
 Modern dünya toplum yapılarıyla girifttir, hele II. Dünya Savaşı’ndan sonra. Pek çok farklı insani şey pek çok yerdedir. ‘60ların başında foto röportajcı olarak çalışan Diane Arbus  (1923,New York-1971, Greenwich Köyü, New York’da intihar) sonradan anti-hümanist eğilimli yapıtlarıyla ün yapmış bir fotoğraf sanatçısıdır. Şekilsiz, irite edici insanların görüntüleri, irite edici karelemelerle. 1972’de ölümünden 1 yıl sonra New York’ta ünlü bir galeride açılan şahsına dair retrospektif sergi çığır açıcı olmuş; yaşamda güzel, iyi, albenili nedir, bu baplarda öğrendiklerimiz, bize öğretilenler doğru mudur, insan hakkındaki görsel arayışlarımız, tatlarımız ne kadar yerindedir; hatta “Biz “normal insanlar” gerçekten ne denli normaliz?” gibi sorulara yol açan fotoğraflamalar… “Fotoğraf benim dilediğim yere gidip, istediğim şeyi yapmamı sağlayan bir izin belgesiydi.”2 demiş olan sanatçı özgürlüğü yakalamış gibidir.  “Fotografik görüntü sanatında klasikleşmiş ahenk” çeperlerini sarsan grotesk işleriyle ve postmodern, asi duruşuyla…
________________________________________
2 Susan Sontag, Fotoğraf Üzerine,  çev. Osman Akınhay, Agorakitaplığı, 2008, s. 51

                                                  
Barbara Morgan (1900, Kansas, A.B.D.-1992, New York)’ın yaşamı sanatla iç içe geçmiştir, sık sık resimle ve gençliğinden başlayarak fotoğrafla. Modern dans fotoğraflatıcısı olarak ün ve isim yapmıştır, öncelikle New York’ta. Edward Weston’la bir döneminde birlikte çalışmış; 3 kitap ve pek çok basılmış yazı bırakmıştır. Complete Photographer (Bütünüyle Fotoğrafçı), Chicago, 1943 kitabının Fotoğrafın Estetiği bölümünde şöyle belirtmiş: “Fotografi bugünün dünyasında insanların, mekanların, heyecanların, düşüncelerin ve eylemlerin iç içe örüldüğü yaşayan bir sanattır. Açıklıkla vurgulamak istiyorum ki bunda başlıca kaynak fotoğrafçının kendisidir. Yaşama onun özgün tepkisi ve bunu başarılı fotografik forma taşıyışındaki üstün gayreti bizim estetik arayışımızın etkin beslenme kaynağıdır.”3

Dünyada yaşam sürüyor; biz insanlar ağlasak da, gülsek de, “Yetti!” desek de kimisinde, çok ama çok sevilesi yaşamda varoluyoruz, sözcüğün felsefi anlamıyla da. Kadın ve erkek: İki aynı ama ayrı dünya; birlikte varolan bazen kol kola, bazen aralarında uzaklıklarla, yaşamını sürdürmeye çabalayan. Yaşamaktan ve mutluluklardan ve ürün vermekten hep kıvanç duyan, dünya koşulları ne olursa olsun…

Nice dünya kadın varlığına katkı ve destek oluşturacak 8 Mart Dünya Kadınlar Günlerine…


________________________________________
3  Deba P. Patnaik, Barbara Morgan, Aperture Masters of Photography, 1999, s. 5

 

KAYNAKÇA:


Deba P. Patnaik, Barbara Morgan, Aperture Masters of Photography, 1999
Fotoğraf Sempozyumu-Belgesel Fotoğraf Buluşması, AFSAD, Mayıs 2008
Gencay Şaylan, Postmodernizm, İmge Kitabevi, 1999
Margaret Hooks, Devrimci Fotoğrafçı Tina Modotti, çev. Lalepar Aytek, Agorakitaplığı, 2008
Margaret Hooks, Tina Modotti, Aperture Masters of Photography, 1999
Michel Frizot (ed.), A New History of Photography, Könemann, 1998
Susan Sontag, Fotoğraf Üzerine, çev. Osman Akınhay, Agorakitaplığı, 2008

 

 

 




Share



   


COG Sitesi için tıklayın. Tasarım: CANDENİZ Bu işin arkasında kimler var ! Sitenin tüm bölümlerini birlikte gör.