Ana Sayfa > Projeler > Foto Muhabiri Dergisi Yayınlandı..



Foto Muhabiri Dergisi Yayınlandı..

FMD3.jpg

Foto Muhabiri Dergisi Yayınlandı..

 


TFMD Fotomuhabiri dergisi hakkında…

Türkiye Foto Muhabirleri Derneği 25.ci yılına ulaşmış bir dernek.


Meslek aşığı on foto muhabiri tarafından 1984 yılında Ankara’da kuruldu. Şu ana kadar, dernek yönetiminde bulunan herkes ,  derneğin daha ileri gitmesi için çaba sarf etti ve ediyor.


Sırası gelmişken, derneğin bu günlere gelmesini sağlayan, çaba gösteren ve emek veren tüm meslektaşlarımı saygıyla selamlıyorum.


Nisan 2009’da TFMD yönetimine geldiğimizde yapılması gerekenleri konuştuk ve 25 yıllık bir derneğin sesinin duyurulmasına süreli bir yayının  katkı sağlayacağı düşüncesinde  birleştik.
Fotomuhabiri dergisi, tecrübeli arkadaşımız Sevgili Mustafa Abadan’ın editörlüğünde, yönetim kurulu ve yayın kurulunun desteğiyle 22 Haziran 2009’da Ankara Rixos Otel’de gerçekleştirilen Yılın Basın Fotoğrafları 2008 ödül törenine yetişti ve görücüye çıktı.   Üç ayda bir sektör çalışanlarıyla buluşacak dergide, İş dünyamızın fotoğrafa ilgi duyan iş adamları, foto muhabirliğine yıllarını veren bir meslektaşımız, ünü yurt dışına taşmış bir foto muhabiri,  dünyadaki teknolojik gelişmeleri anlatan teknoloji sayfası, tarihten bir yaprak, sektör çalışanlarının hukuki sorunlarının cevaplandırılmaya çalışılacağı hukuk köşemiz yer almakta. Ayrıca mutlu haberlerin yer aldığı bizden haberler köşemiz üyelerimizin mutluluğunu paylaştığımız yer .


İkinci sayısı için yoğun çaba harcadığımız dergi, başta dernek üyeleri olmak üzere, Türkiye’deki tüm gazeteci  cemiyetlerine, iletişim fakültelerine, basın kuruluşlarına, yönetim kurulumuzda  ayrıca Marmara, Ege ve Akdeniz Bölge sorumlularımız da  olan   üyelerimiz tarafından yerel basına  ücretsiz olarak verilmektedir.


Daha ileri ki sayılarda, İngilizce bir özet köşesinin konulması düşünülmektedir. Böylece,
Yurt dışındaki  foto muhabirleri örgütlerine ulaşma ve yaptığımız işleri gösterme şansımız olacaktır.


Bu derneği daha ileri götürmek, sadece baştaki yönetimlerin işi değildir. Tüm foto muhabirlerinin kısır ve gündelik çekişmelerden kaçınarak elbirliği ile Türk foto muhabirliğinin layık olduğu yere gelebilmesi için birlikte çalışması şarttır. Uzun soluklu bir yayın olması dileğini taşıyorum .

Uğur Kavas
TFMD Yönetim Kurulu Üyesi
TFMD Fotomuhabiri Dergisi
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü


 

 

 

 

Rıza ÖZEL (FMD Başkanı)

 

Bir kare fotoğraf


Bir kare fotoğraftır akılda kalan…

Bir kare…

“O kare”, bazen sevinçtir, bir bayramı anlatır, şampiyonluğu, gururu, doğumu belki…
Milyonları kenetler birbirine. Bir kare fotoğrafın peşinden, sokağa dökülüverir yüzler, binler, on binler kol kola halay çekmeye…


Hep bir ağızdan marşlar söylenir, şampiyonluğun coşkusuyla akılda kalan fotoğrafta, futbolcuların havaya fırlattığı Şenol Güneş vardır…


“O kare”, bazen acıdır, bir depremi anlatır, savaşı, seli, yangını, ölümü hatta bir bayrağı tabutun üzerinde...


Milyonları uyandırır uykusundan. Bir kare fotoğrafın peşinden, sokağa dökülüverir yüzler, binler, on binler bu kez isyan etmeye.


Öyle bir isyan eder ki milyonlar savaşlar biter. Akılda kalan fotoğrafta napalm bombasından kaçan çıplak bir kız çocuğu vardır, siyah-beyaz…


Sayfalarca yazının karşısında dimdik durur “O kare” çünkü kanıttır, inkarı zordur.
“Demokrasicilik” oynarken tokat gibi çıkar karşınıza bir hapishanedeki üst üste yığılıp işkence edilen mahkumların fotoğrafı.


“O kare” kanıttır aslında tarihe. Foto muhabiri de tanık.


Foto muhabiri baktığı küçük delikten objektifine koca bir dünyayı sığdırır. Tarihe kanıt toplar O küçücük delikten bakarak.


O bedel öylesine ağırdır ki, kimseye tavsiye edemez mesleğini vicdanı elvermez. Ama içlerinde yaşattıkları tutku o kadar yoğundur ki kimseye tavsiye edemedikleri bu işi çocuklarının da yapmasını hayal ederler.


Tanık olmak sorumluluktur. Yakın olmayı gerektirir. Uzaktan izleyerek olmaz, yakınına sokulman, fotoğrafını çekmen lazım.

Bu yüzden sinirlenir bazen foto muhabiri pool uygulamaları ile yüzüne kapanan kapılara. Aslında kapıları kapatanındır tarihi sorumsuzluk. Ama tarihe “O an”ı not düşememenin acısı ile isyan foto muhabiri.

Tarihin tanığı olmak,  bir olayın görsel tarihini yazmak havalı da yapar adamı.
Bu yüzden mesleğin burnu havada tipleri de foto muhabirleridir.

Sizce hak etmiyorlar mı havalı olmayı.

O kadar çile çekeceksin.
Aç kalacaksın, açıkta yatacaksın.
Sevdiğinden ayrı aylar geçireceksin.
Boynuna taktığın makineye servet ödeyip ertesi yıl yenilemek için borca gireceksin.
Bu kadar deliliğin bir karşılığı olmalı.

Bu dergi, bu mesleği tutkuyla yapan cesur insanlara adanmıştır…

 

Şimdi bir de yukardaki fotoğrafın bana anlattıklarını paylaşmak istiyorum…

Bu fotoğrafı Türkiye’nin en değerli gözlerinden biri Vatan Gazetesi foto muhabiri Burak Kara çekti. Fotoğraf, Beyrut’un Dahiya bölgesinde 2006 yılında İsrail saldırılarının en ateşli günlerinde çekildi.  Fotoğraftaki sağa sola koşanlardan başında miğferi olmayan da benim. Fotoğrafta görünmeyense cayır cayır öten saldırı habercisi sirenler ve savaş uçaklarının yoğun uğultusu. Az sonra yakınlarda gümbürtü kopacak zaten.

İyide orada ne işi var ellerinde fotoğraf makineleri ile bu adamların. Bırakın Beyrut’un Dahiya’sını, elçiliğin, “Oraya giderseniz can güvenliğinizden sorumlu olmayız” diye uyardığı Lübnan’ın güneyinde, Sur’da, hatta İsrail sınırının yakınlarında niye geziyor bu adamlar.

Vatan’dan Burak Kara, Zaman’dan Kürşat Bayan, Sabah’tan Sadık Güleç, Anadolu Ajansı’ndan Eyüp Coşkun ve ben. Çalıştığımız kurumlar mı dedi? “Gidin savaşın göbeğine.” Hürriyet Gazetesi, Sebati Karakurt’a, “Oraya gidecek deli bir şoför bulamazsan, Beyrut’tan kiraladığın arabayı kendin kullan, Sur’a git” dememiştir herhalde.
Hürriyet’te başladım, Sabah’ta çalıştım şimdi Anadolu Ajansı’ndayım… bu güne kadar tüm yolculuklarımda çalıştığım kurumlar, “Kendine dikkat et. Önce hayat. Riske girme” dedi.

Orada karşılaştığım Türk gazeteciler foto muhabirleri ile iki kameramandı, Kameramanlar da İHA’dan Mahsun, CİHA’dan Abdullah Etik. Hepside Sur’da yatacak yer bulamadığı için sivri sinekli plajda “Açık hava otelinde” günlerce yattı. Gerçi Sebati ağabey arabada yattı ama ikinci gün klimayı kapatıp pencereyi açtı. (Klimalı gecenin sabahında bir bidon benzine 100 USD ödeyince pencerelerini açtı arabanın)


Nereden geliyor bu cesaret arabanın üzerine “TV” yada “PRESS” yazınca kimse vurmaz desek. Öyle olmadığını Gürcistan’da Haber Türk kameramanı Güray Ervin ve NTV kameramanı Cumhur Çatkaya hepimize izletti. Araçları taranırken bile kayıttaydı kameraları…

Gazete sayfalarını süsleyen bir kare fotoğraf, haber saatinde görünecek 10 saniye görüntü için hepsi oysa.

“O kare” o kadar önemlidir ki bu meslekte…

“O karenin” peşinde kendi sonunu unutur foto muhabiri…

 

 

 

 

 

 




Share



   

COG Sitesi için tıklayın. Tasarım: CANDENİZ Bu işin arkasında kimler var ! Sitenin tüm bölümlerini birlikte gör.