TİYATRO KÖYÜ BADEMLER
Bademler İzmir’in batısında Urla ilçesine bağlı bir alevi köyüdür. Köyün en büyük özelliği bir tiyatrosunun bulunması. Hem de bu tiyatro henüz İzmir’de devlet tiyatrosu kurulmadan önce kurulmuş. Bademler’i tiyatroyla tanıştıran ilk kişi köy enstitülerinden mezun olan ve tayini Bademlere’e çıkan Mustafa Anarat adında bir öğretmendir. Bu idealist öğretmen öğrencilerine tiyatroyu öğretir ve “Yarım Osman” adlı oyunu 1930’lu yıllarda köy meydanında sahneletir. O gün bugündür Bademler’den tiyatro hiç eksik olmaz.
İmece usulü yaptıkları 150 kişilik tiyatro salonlarına 1969’da kavuşan Bademler halkı her yıl bir veya iki oyun sergilemektedir. Tiyatroda rol alan oyuncuların tamamı, ışıkçısı, perdecisi, yönetmeni ve bazen de yazarı Bademler halkından oluşmaktadır. Gündüz tarlada çalışan kadınlar-erkekler, gecelerini tiyatro salonunda prova yaparak geçirirler. Bademlerde yaşayan hemen hemen herkes ömründe en az bir defa tiyatro oyunculuğu yapmıştır. Türkiye’de devamlı tiyatro izleyenlerin oranı %1’dir. Ama Bademler’de %100’dür.
1964 yılında ünlü yönetmen Metin Erksan “Susuz Yaz” adlı filmini Bademler’de çeker. Birçok Bademlerli bu filmde figüranlık yapar. Bu filmin Bademler’de çekilmesi bir rastlantı değildir. Gerçekten o yıllarda susuzluk halkın belini bükmüştür. Köy halkı tütüncülükle uğraşmaktadır fakat su yoktur. Kendileri gibi Bademlerli olan ve üniversite eğitimini İstanbul’da alan Mahmut Türkmenoğlu köye döndüğünde köylülere kooperatif kurmayı ve ürettikleri malları birlikte satmayı önerir. Türkmenoğlu, kooperatifi kurmuş ve köyün gelirini arttırmıştır. Bu başarısından sonra da 1973 yılı genel seçimlerinde Bülent Ecevit’in iktidara gelmesiyle Gümrük ve Tekel bakanı olur. 1970’li yıllarda Mahmut Türkmenoğlu’nun tavsiyeleriyle Bademler üretimini değiştirir ve çiçekçiliğe geçer. Köylülerin halen en önemli gelir kaynağı çiçekçiliktir.
Köylüler pazar günleri sadece kendi ürettikleri doğal ürünleri sergilemek için bir pazar kurarlar. Çiçekler, zeytinyağları, her çeşit sebze meyve, kendi ördükleri kıyafetler, yaptıkları takılar, bezden bebekler satışa sunulur. Pazarın kurulduğu sokaktaki evler de gözleme evine dönüşüverir.
Bademler’deki mezar taşları da çok ilgi çekicidir. Mezar taşlarının bir tarafında vefat edenin adı soyadı, diğer tarafında ise tiyatroda oynadığı rol yazmaktadır. Tiyatroda oynadıkları roller zamanla lakaplara dönüşür ve ölünce mezar taşlarına yazılarak ölümsüzleştirilir. Mezarlığın hemen karşısındaki alana dikilen fidanlara ise 1993 yılındaki Sivas katliamında hayatını kaybetmiş insanların isimleri verilerek ölümsüzleştirilmiştir.
Köylülerin bir diğer özelliği ise Atatürk ve Uğur Mumcu sevgisidir. Hemen hemen her yerde Atatürk’ün ve Uğur Mumcu’nun resimleri yer almaktadır. Anlatılanlara göre Uğur Mumcu’nun vefatından sonra köy yasa girmiştir. Kahvehanelere ve köy meydanına Uğur Mumcu posterleri asılmıştır. Her yıl ölüm yıldönümünde Uğur Mumcu’yu anma törenleri gerçekleştirilir. Köylüler Atatürk’e ve ilkelerine sıkı sıkıya bağlıdır. Köyün %100’ü okuma yazma bilmektedir. Üniversite ve lise mezunlarının ortalaması Türkiye ortalamasının çok üstündedir.
Köy bu yıl ise tamamı kadınlardan oluşan oyuncu grubuyla 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde ‘Ölü kadınların şarkısı’ adlı oyunu sergiledi. Yönetmenliğini yine Bademler’de yaşayan Haluk Işık’ın yaptığı oyunda Semra Atılgan, Serpil Eti, Zeynep Tutal, Fatma Kaya, Hülya Türkmenoğlu, Ümran Uysal, Gülsüm Ertaş, Filiz Karabacak ve Nazan Çelebi rol aldılar.
Toplumsal olaylara duyarlılığıyla, sanata olan sevgisiyle, kadınlara verdiği değerle, kooperatifiyle, tiyatrosuyla, kütüphanesiyle, güler yüzlü güzel insanlarıyla Bademler Türkiye’ye örnektir.














































