Ana Sayfa > Projeler > VANCOUVER - Nuran Akkılıç Kansu



VANCOUVER - Nuran Akkılıç Kansu

Nuran_Kansu00_(01).jpg
Nuran_Kansu00_(02).jpg
Nuran_Kansu00_(03).jpg
Nuran_Kansu00_(04).jpg
Nuran_Kansu00_(05).jpg

Nuran_Kansu00_(06).jpg
Nuran_Kansu00_(07).jpg
Nuran_Kansu00_(08).jpg
Nuran_Kansu00_(09).jpg
Nuran_Kansu00_(10).jpg

Nuran_Kansu00_(11).jpg
Nuran_Kansu00_(12).jpg
Nuran_Kansu00_(13).jpg
Nuran_Kansu00_(14).jpg
Nuran_Kansu00_(15).jpg

Nuran_Kansu00_(16).jpg
Nuran_Kansu00_(17).jpg
Nuran_Kansu00_(18).jpg
Nuran_Kansu00_(19).jpg
Nuran_Kansu00_(20).jpg

Nuran_Kansu00_(21).jpg
Nuran_Kansu00_(22).jpg
Nuran_Kansu00_(23).jpg
Nuran_Kansu00_(24).jpg
Nuran_Kansu00_(25).jpg

Nuran_Kansu00_(26).jpg
Nuran_Kansu00_(27).jpg
Nuran_Kansu00_(28).jpg
Nuran_Kansu00_(29).jpg
Nuran_Kansu00_(30).jpg

Nuran_Kansu00_(31).jpg
Nuran_Kansu00_(32).jpg
Nuran_Kansu00_(33).jpg
Nuran_Kansu00_(34).jpg
Nuran_Kansu00_(35).jpg

Nuran_Kansu00_(37).jpg
Nuran_Kansu00_(38).jpg
Nuran_Kansu00_(39).jpg
Nuran_Kansu00_(40).jpg
Nuran_Kansu00_(41).jpg

Nuran_Kansu00_(42).jpg
Nuran_Kansu00_(43).jpg
Nuran_Kansu00_(44).jpg
Nuran_Kansu00_(45).jpg
Nuran_Kansu00_(46).jpg

Nuran_Kansu00_(47).jpg
Nuran_Kansu00_(48).jpg
Nuran_Kansu00_(49).jpg
Nuran_Kansu00_(50).jpg
Nuran_Kansu00_(51).jpg

Nuran_Kansu00_(52).jpg
Nuran_Kansu00_(53).jpg
Nuran_Kansu00_(54).jpg
Nuran_Kansu00_(55).jpg
Nuran_Kansu00_(56).jpg

Nuran_Kansu00_(57).jpg
Nuran_Kansu00_(58).jpg
Nuran_Kansu00_(59).jpg
Nuran_Kansu00_(60).jpg
Nuran_Kansu00_(61).jpg

Nuran_Kansu00_(62).jpg
Nuran_Kansu00_(63).jpg
Nuran_Kansu00_(64).jpg
Nuran_Kansu00_(65).jpg
Nuran_Kansu00_(66).jpg

Nuran_Kansu00_(67).jpg
Nuran_Kansu00_(68).jpg
Nuran_Kansu00_(69).jpg
Nuran_Kansu00_(70).jpg
Nuran_Kansu00_(71).jpg

Nuran_Kansu00_(72).jpg
Nuran_Kansu00_(73).jpg
Nuran_Kansu00_(74).jpg
Nuran_Kansu00_(75).jpg
Nuran_Kansu00_(76).jpg

Nuran_Kansu00_(77).jpg

VANCOUVER - Nuran Akkılıç Kansu

 


2009 senesinin Ağustos ayını Kanada’nın batısında, Pasifik okyanusunun kıyısında, etrafı dağlar, yağmur ormanları ve sahillerle çevrili, güzelliği ile ün yapmış şehir Vancouver’da geçirdim. Ankara Toronto arası uzun bir yolculuktan sonra Toronto’dan Vancouver’a kadar süren 5 saatlik uçak yolculuğum sırasında Vancouver’ın 2009 senesinde Kanada’nın en kolay yürünebilen şehri seçildiğini öğrendim. Ben de Vancouver'ı yürüyerek keşfetmeye karar verdim.

British Columbia eyaletinde bulunan şehir adını, 1792 yılında kaptan Cook’un yanında yetişen denizci George Vancouver’un bu bölgeyi keşfetmesiyle almış. Bugün dünyanın her köşesinden göçmen olarak gelip yerleşen farklı kültürlerden insanların yaşadığı bu çok kültürlü şehir 3000 yıl boyunca aborijinlere ev sahipliği yapmış.  Şehrin her köşesinde aborijinlere ait izler görmek mümkün. Geleneksel totem direkler, oyma sanat eserleri, aborijinlerin tarihini ve el işlerini sergileyen müzeler ve hatta kaldırımlarda mozaik semboller, aborijinlerin uzun seneler bu topraklarda yaşadığını her an hatırlatıyor.   

Vancouver, şehrin içindeki ormanları, yürüme patikaları, sahilleri, gölleri, büyük yemyeşil parkları ve çevresindeki dağlarıyla, doğa ile şehri bir arada barındırıyor. Doğada olmak için şehrin dışına çıkmanıza, şehri özleyince geri dönmenize gerek yok. Hepsi iç içe ve hemen yanı başınızda.

Şehrin hemen ortasındaki Deer Lake, Burnaby Lake, Stanley Park’taki Beaver Lake ve Last Lagoon Lake şehrin biraz dışındaki Buntzen Lake huzur veren doğal yapılarıyla bunlardan bazıları. Göllerde yaz aylarında kano, yelkenli ya da kayık ile dolaşabilir, göllerin etrafını çeviren veya ormanlara giden patikalarda yürüyüş yapabilir ya da bisikletlerle turlayabilirsiniz. Göllerin çevresindeki ormanlık, çayır ya da bataklık alanda özellikle kuş gözlemcilerine çok cazip gelecek yabanıl hayatı izleme şansları var.

1858 senesinde Vancouver’ın kuzey doğusundaki Fraser nehri civarında altın bulunmasıyla 29.000 den fazla Amerikalı altına ortak olmak için akın akın Vancouver’a gitmişler. Her sene 7 milyonun üzerinde turistin ziyaret ettiği bu şehre bugün insanların gelme sebebi artık altın değil. Vancouver, doğa sporları, eğlenceli etkinlikleri, sanat merkezleri, müzeleri, şehrin merkezindeki, uzak doğu yemeklerinin sunulduğu modern Japon ve Çin restoranları, kafeleri, alışveriş merkezleri ve modern dükkanları, sempatik görünümü ve eşsiz doğal güzellikleriyle dünyanın en çok ziyaret edilen şehirlerinden biri.

Etkinliklerin hiç eksik olmadığı, okyanus sahillerindeki plajlara, dünya çapında yapılan festivallere ve kayak merkezlerine bile belediye otobüsleriyle ulaşımın yapıldığı, sürekli aktif ve canlı olan bu şehirde engelli engelsiz her yaşta insanın hayata dahil olması da şehri zenginleştiren görüntülerden birisi.

Birleşmiş milletler tarafından dünya'nın “yaşam standartları” en yüksek ülkesi seçilen Kanada'nın en popüler şehri Vancouver’da özellikle engelli insanların hayata dahil olabilmesi için sağlanan imkanlar çok etkileyici. Tüm belediye otobüslerinde engelli araç rampaları ve otobüslerin ön kısmında engelliler için ayrılmış güvenli bölümde rahat yolculuk ederek günlük hayata dahil olabiliyor ve herkes gibi aktif bir hayat sürebiliyorlar. Deniz otobüsleri, sky train ve metro da engelliler için aynı olanakları sağlıyor.

Görme engelliler için konuşan trafik lambaları, binaların girişlerinde ve kaldırımların hepsinde standartlara uygun rampalar, binaların üst katlarına ulaşımda asansörler, önce engelliler düşünülerek yapılmış. Otoparkların hepsinde engelliler için ayrılmış park yerleri mevcut. Dünyanın neresinden gelirseniz gelin yanınızda getirdiğiniz engelli belgeniz tüm imkanlardan yararlanmak için geçerli. Kafe ve restoranların hepsinde engelliler için ayrılmış masalar ve kolay kullanabilecekleri tuvaletleri var. Tiyatro ve sinemalar da yine engellilerin erişimine uygun yapılmış.

Doğa sporlarıyla isim yapmış şehirde, her yaştan insana yönelik etkinliklere engellilerin de katılması ihmal edilmemiş. Trekking yapmak ya da vahşi doğada vakit geçirmek istiyorsanız size gerekli özel düzeneği sağlamaları için arayabileceğiniz merkezler var. Ulaşımın kolaylığı ile tanınan Vancouver yarattığı engelsiz şehirle de dünyaca ünlü bir yer. 

Tarihi dokusu, antik dükkanları ve her 15 dakikada bir düdüğü çalan dünyanın tek buharlı saati ile turistleri çeken Gastown, Vancouver’ın en eski semtidir. Altın bulmak için Vancouver’a gelen, çok konuşkan biri olması nedeniyle geveze anlamına gelen “Gassy” lakabıyla anılan Kaptan Jack Leighton’un bu bölgeye yerleşmesiyle semte onun adı verilmiştir. Vancouver’a ilk viskiyi getiren Gassy Jack altın bulmaktan umudunu kesince Vancouver’ın en eski semti olan bu bölgede şu anda yerinde buharlı saatin bulunduğu, 1886 senesinde bir yangın sırasında yok olan şehrin ilk barını açmıştır. Gassy Jack’ın Maple Tree Square meydanına dikilmiş büyük heykeli, Gastown’a gelen ziyaretçileri sevimli görünümüyle hala beklemektedir.   
Vancouver, 30 adet deniz uçağı ile dünyanın en büyük havalimanına sahiptir. Denizin ortasına kurulmuş benzin istasyonları hem yatlara hem deniz uçaklarına hizmet vermektedir. Her an denizin üstünde süzülüp uçuşa geçen ya da gökyüzünde süzülüp denize iniş yapan uçaklar yatların arasından limanlarına yaklaşırken dikkati çekmektedir. Havalimanı, British Columbia’nın muhteşem kıyılarını farklı açılardan görme şansı veren minik uçaklarıyla 25 yılı aşkın bir zamandır hizmet vermektedir. 
False Creek şehrin ortasında, şehrin merkeziyle şehrin geri kalan kısmını birbirinden ayıran bir körfezdir. Şehrin iki tarafını körfez üzerinden birbirine bağlayan üç köprüden biri Cambie Street, diğeri Granville Street ve bir diğeri de Burrard Street Bridge’dir. Körfezi, etrafını saran şehri, yatları, körfezde su sporu yapanları bu köprülerden izlerken şehrin büyüklüğünü bir kez daha hissediyorsunuz. 
Granville Adası Vancouver’ın modern yaşantısını sergileyen çok hareketli bir yer. Aquabus adı verilen minik elektrikli feribotlarla False Creek üzerinde yapacağınız kısa ve zevkli bir yolculukla buraya ulaşabilirsiniz. Ada dendiğine bakmayın aslında bir ucu False Creek’e açılan bir yarım adadır. Şehrin en büyük ve en renkli pazarı, küçük sokaklarının üzerinde birbirinden farklı minik, sevimli dükkanları ve restoranları ile hoş vakit geçirebileceğiniz bir yer. Adada pek çok sanatçının çalışmalarını yaptığı ve sergilediği sanat galerilerinden oluşan bir sanat merkezi de yer almaktadır. 

İlginç mimari dizaynı ile tanınan “Science World” bilim müzesinde, bilimi zevkli hale getirecek yeni yöntemler ve yollarla hem çocukların hem yetişkinlerin eğlenerek hoş vakit geçirebilmelerini sağlıyor. Müzenin devasa omnimax tiyatrosunda düzenli olarak eğitim içerikli filmler gösteriliyor.

Ve işte muhteşem Stanley Park! Kuzey Amerika’nın 3. büyük parkı. Gerçek anlamda huzur bulabileceğiniz eşsiz güzellikte doğal görüntüleri ve büyük sedir ağaçlarıyla insanı büyüleyen 1000 dönüm alana sahip park şehrin merkezine sadece 10 dakika uzaklıkta. Stanley Park’ın içindeki orman ve göl kenarında dolanarak giden patikaların toplam uzunluğu 27 km.dir.
Deniz duvarı diye adlandırılan, deniz kıyısındaki 8.8 km uzunluğundaki yolu ister bisiklet, ister paten ile ya da yürüyerek geçebilirsiniz. Buradan geçerken kıyıdaki taşlardan oluşturulan inukshuk’lar mutlaka gözünüze çarpacaktır. İnukshuk, eskiden Kuzey’de yaşayan Eskimo’ların kültürüne ait bir iz bırakma şeklidir. Üst üste konan taşlarla oluşturulan inukshuk uzun yollarda arkadan gelenlere yön bulmalarında yardımcı olmak için bırakılan işaretlerdir. Aynı zamanda Kuzey’lilerin misafirperverlik ve dostluklarının simgesidir. Siz de deniz duvarından geçerken kendi inukshuk’unuzu oluşturabilirsiniz.

Stanley Park’daki doğa evi hemen Lagoon gölünün yanında, minicik ama işlevi büyük Vancouver’daki tek ekoloji merkezidir. Parkı keşfetmek ve aynı zamanda doğayı daha yakından tanımak isteyenler için interaktif gösterilerin yapıldığı doğa evi okullara ve halka açık doğa programları da sunmaktadır. Eğer deniz altına ve deniz canlılarına meraklıysanız parktaki akvaryumu ziyaret etmeden gitmeyin. 

Nüfusu 2.300.000 olan Vancouver’un %30 u bisiklet kullanıyor. Şehrin neresinde olursanız olun, ister ormanda bir patikada ister şehrin içinde bir cadde ya da sokakta, yanınızdan bir bisikletlinin geçmemesi diye bir şey söz konusu olamaz. Bisiklet hayatın bir parçası haline gelmiş. 7’den 70’e herkes bisiklet kullanıyor.

Vancouver sakinleri en ucuz ulaşım yolunun bisiklet olduğunu söylüyorlar. Doğrusu ya trafiğin yoğunluğunu azaltmak, çevrenin ve havanın temizliği ve aynı zamanda sağlıklı bir yaşam için şehir belediyesi, şehrin her yanını bir ağ gibi ören bisiklet yollarının sayısını her gün artırıyor. Tek yapacağınız şey trafikte kurallara uymak ve kask takmak. Sonra şehir sizin için bisikletle dolaşılabilecek en kolay yer halini alabiliyor.

Şehrin merkezindeki işlerini kolayca halledebilmek ya da iş çıkışı deniz kıyısında, parkta  veya ormanda bisiklete binmek için bisikletlerini arabalarının arkasından hiç eksik etmeyenlerin sayısı oldukça fazla. Orman, park, patika, sokak, caddeler kısacası her yerde bisiklet kullanılır işareti var.  Her gün 4000 kişi şehir merkezindeki iş yerine bisikletiyle gidiyor ve şehrin genelinde her gün yapılan bisiklet gezi sayısı 60.000.

Şehrin bir ucundan diğer ucuna giderken yolun uzunluğundan yorulabilirsiniz. Bunun da çaresi var. Bisikletinizle belediye otobüsüne, metroya ya da deniz otobüsüne binerek yolunuza devam edebiliyorsunuz. Bunun için ayrı bir ücret ödemediğiniz gibi siz bisikletinizi otobüsün önünde bisiklet için yapılmış yere emniyetli bir şekilde yerleştirirken otobüs şoförü ve insanlar sizi anlayış ve sabırla bekliyorlar.

Vancouver şu günlerde tüm dünyanın heyecanla beklediği 2010 kış olimpiyatlarına hazırlıklarını hızla tamamlamaya çalışıyor. Olimpiyatların bazı yarışmaları Vancouver’un kuzeyinde, 1,5 saat uzaklıktaki dağ kasabası Whistler’da yapılacak. Vancouver’ın batısını Whistler’a bağlayan denizle gökyüzünün sürekli eşlik ettiği, sea-to-sky otoyolu görülmeye değer panoramik manzaralarıyla olimpiyat ziyaretçilerini hayran bırakacak. Whistler, 8000 dönümlük kayak yapılabilir alanda, 200 den fazla pist ve 45 lift barındırıyor. Kuzey Amerikan’nın en popüler kayak merkezi olan kasaba yaz aylarında dağ bisikletçileri parkına dönüşerek bisikletçilere eşsiz olanaklar sunuyor. Modern kafe, restoran ve mağazaları, yıl boyunca süren sanat ve kültür festivalleri ile ziyaretçilerin hoş vakit geçirdikleri çok keyifli bir mekan.

Oldukça soğuk bir ülke olan Kanada’nın her yerinde, kış ayları yoğun karlı ve özellikle Ocak aylarında  - 40 dereceye varan soğuk günler yaşanırken, Vancouver ılıman iklimiyle ülkenin pek çok konuda olduğu gibi yumuşak iklimiyle de ayrıcalıklı olma özelliğini korumaya devam ediyor.
 
Vancouver ne anlatmakla ne gezilerek bitecek bir şehir değil. Her gün, her an, yeni şeyler keşfedebileceğiniz görülmeye ve hatta yaşanmaya değer bir yer.

 

Özgeçmiş - Nuran AKILIÇ KANSU

Eğitim danışmanı olarak görev yapıyor. Duyguzal Zeka ve Çoklu Zeka alanlarındaki çalışmaları ile tanınır. 16 yıl Kanada'da öğretmenlik yaptı ve 2003 yılında Türkiye'ye döndü. Çeşitli eğitim dergilerinde makaleleri yayınlandı.  Eğitim içerikli  2 web sitesi vardır.  İlk fotoğraf eğitimini Afsad'da 1983 yılında aldı. 2007 yılında Afsad'a üye oldu. 2007-2009 yılları arasında Afsad Yönetim Kurulu üyeliğinde bulundu. Afsad "Önce Çocuklar" atölyesine , "Kurgu Fotoğraf Atölyesi"ne ve  Doğa Atölyesine katıldı.  Doğayı Duyanlar Doğa Sporları Kulübü sporcusudur.

 

www.nuranakkilic.com

www.oncecocuklar.com 

www.dzcocukkulubu.org

Proje sahibine iletmek istediğiniz mesajı form aracılığıyla gönderebilirsiniz.

Adınız:[ ! ]
Soyad:[ ! ]
E-Mail:
Konu:
Mesajınız:
Onay Kodu: Captcha
Onay Kodunu Girin:[ ! ]
 



Share



   


COG Sitesi için tıklayın. Tasarım: CANDENİZ Bu işin arkasında kimler var ! Sitenin tüm bölümlerini birlikte gör.