Ana Sayfa > Yayınlar > Kitaplar



Çağımızın Tanıkları, Belgesel Fotoğrafçılar Anlatıyor, Ken Light

ken-kapak1.jpg
ÇEVİREN: ŞERİFE TEKİN, CEREN ÖZPINAR, FOTOGRAFİK VİZYON LTD. ŞTİ. YAYINI, İSTANBUL, ŞUBAT 2006

Bazen elinizin altında kıymetli bir hazine tuttuğunuzu bilirsiniz. İş yalnızca zamanlamaya kalır.

Bu kitabı da, çıktığını duyar duymaz hemen almıştım. Bu gün-yarın derken nerdeyse bir buçuk yılın ardından ancak okumaya başlayabildim. Ve bu kitabın, belgesel fotografçılar için gerçek bir rehbetr olduğuna bir kez daha inandım.

Kitap, Kerry Tremain’in ön sözüyle başlıyor. Bu ön söz aslında kitabın tanıtım yazısı niteliğini de taşıyor. Doğrudan bu yazıyı alıntılayıp kitabı bu yazıyla tanıtmak, ilk başta iyi bir fikir gibi görünmüştü. Ama bunun kitaba haksızlık olacağını düşündüm. Çünkü o yazı bile başlı başına her şeyi ile bir cevherdi.

Tremain’in giriş yazısının bir de adı var. “Görmek ve İnanmak” bu bölümde Tremain, kitapta söyleşileri yer alan bazı fotografçılardan ve onlarla olan tanışıklığının nasıl başladığından söz ediyor.

Söylemeye gerek yok, kendisi de bir belgesel fotografçı Tremain’ın. Kratochvil’in fotograflarından sözederken şöyle diyor:

“Filmlerde fotografçı genellikle romantik bir aksiyon kahramanıdır. Nikon’lu bir James Bond gibi. Fakat bu hapishane fotograflarından kazanılacak ne altın ne de zafer vardı. Bunun yerine fotograflar bende şu soruyu uyandırdı: neden tüm birikimlerini, yemek bulabilmek için seni anında öldürerek fotograf makineni satacak olan silahlı gardiyanların ve hapishane çetelerinin bulunduğu Caracas yakınlarındaki bu cehennem deliğinde harcasın ki?”

 Bu ve benzer diğer soruların yanıtını bu kitapta anlatılan öykülerde buldum.

Gerçekten de, pek çok tanınmış fotografçının yanı sıra, henüz yeteri kadar tanınmamış fakat belgesel fotograf alanında çok özenli işler çıkaran yirmiiki fotografçı, editör ve küratörle yapılmış söyleşiler yer alıyor.

Söyleşilerde herkes kendi deneyimlerinden yola çıkarak belgesel fotografçılığı, haber fotografçılığını ve güzel sanatların bir dalı olarak sanatsal fotografı anlatıyor. Örneğin Jill Freedman: “ En sevdiğim fotografları en nefret ettiklerimden ayıran şey saygıdır. Saygınız olmadığı sürece düzgün bir iş çıkaramazsınız. Eğer içtenseniz o zaman insanlar sizinle çalışmak ister. Eğer gerekli zamanı harcarsanız görünmez olabilirsiniz.” diyor ve devam ediyor: “Bizler öykü anlatıcılarıyız gerçekten. Kendimi bir belgeselci olarak görüyorum çünkü sürekli göstermeye çalışyorum. Tabii ki her zaman kendi bakış açımdan. Yoksa neyim ki ben, bir makine mi? Dünyada neler olup bittiğini göstermeye çalışıyorum. Bunu yaparken mümkün olduğunca odak noktası olmaktan kaçınıyorum.”

Bir başka belgeselci Earl Dotter ise şunları söylüyor: “Fotograf makinemi çıkarmadan önce o insanlara kim olduğumu ve neden onların fotograflarını çektiğimi anlatmam gerektiğini öğrenmiştim. Ne yapmak istediğimi anladıklarında daha iyi yanıt verebiliyor, rol yapmadan hayatlarını makinenin önünde yaşıyorlardı.”

Bu bölümü Sebastiao Salgado’nun sözleriyle bitirmek istiyorum: “Life, Time ya da Stern dergileri bir öykü fikri verdiklerinde  bu onların istediği bir öykü olur. Onlar kendi öykülerini yaratırlar ve fotografçıdan gidip çekmesini isterler. Ya da fotografçının dergiye sunacağı bir olayı anlatan öyküsü vardır, işte bu öyküdür.
Belgesel fotografçılıkta ise durum farklıdır, fotografçının büyük bir kaygısı vardır. Fotografını çekmek istediğiniz konuyla ideolojik yakınlığınızın olması gerekir. Eğer olmazsa uzun süre içten ve  empatik kalamazsınız. Kendinizi konu ile özdeşleştirmeniz gerekmektedir. Fotografçı bir kez durumla karşı karşıya gelince daha önceden düşündüğü her şey değişir.”

Herkesin, kendi projesini ele alırken izlemiş olduğu yol, belgesel fotografçılığı kendisine amaç edinenler için aydınlatıcı nitelikte.

Kitabın sonunda da, Türk okuyucuların kolay ulaşamayacağı bir “ Önemli Okumalar” bölümü var. “Fotograf Albümleri, Biyografiler ve Belgesel Metinler” başlıklı bölümlerde yer alan kitaplara bakıp “ Bunlar keşke dilimize çevrilse” dediğim pek çok kitap yer alıyor.

Son olarak, kitabı yayına hazırlayan Kemal Cengizkan’ın da ülkemizin en iyi belgesel fotografçılarından biri olduğunu, sanıyorum bu işle ilgilenen herkes biliyordur. Kendisinden ve Fotografik Vizyon Ltd.Şti. den yeni yayınlar beklediğimizi duyurmak istiyorum.

Cengiz Oğuz Gümrükcü
Haziran 2007



Share



   


COG Sitesi için tıklayın. Tasarım: CANDENİZ Bu işin arkasında kimler var ! Sitenin tüm bölümlerini birlikte gör.