Ana Sayfa > Fotoğraf Yazıları



Türkiye’de Fotoğraf Ve Kurumsallaşma (2)

Yard.Doç.Dr. A.Beyhan ÖZDEMİR

(HALKEVLERİ’NDE FOTOĞRAF)

Yard.Doç.Dr. A.Beyhan ÖZDEMİR
Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi
Fotoğraf Bölümü Öğretim Üyesi

Web : www.beyhanozdemir.com
e-mail : beyhan.ozdemir@deu.edu.tr


1930 yılında yaşanan Dünya ekonomik bunalı­mının ülkemize etkisi, Cumhuriyet yönetiminin ekonomi ve endüstrileşme planlarının yavaşlamasına neden olmuş, bunun üzerine kendini siyasal ve kültürel olarak var ede­cek bir arayışa yöneltmiştir. Halkevleri örgütlenmesi de bu dönemde gündeme gelmiş­tir. Cumhuriyet döneminden önce, devletin siyasi eğitim ve propaganda faaliyetle­rini, 12 Mart 1912’de kurulan Türk Ocakları üstlenmiştir. Halkevleri birikim ve katkı bakımın­dan en fazla Türk Ocakları’ndan yararlanmıştır. Her iki kuruluşun da  amacı, Türk ulu­sunu çağdaş batı uygarlığı doğrultusunda sosyal ve kültürel bakımdan geliştirmek­ti.

Güzel sanatlarda yükselmeyi insanlığın vazgeçilmez hedeflerinden biri ola­rak gören Atatürk, sanat duygusunu besleyerek geliştirmeyi bir milli ülkü ola­rak belirtmiştir. Aynı davanın adamı Hasan Ali Yücel, “Her türlü bağlardan ve kösteklerden ruhun kurtulduğu bu hakiki Rönesans devrimizde, her şubesinde Türk Sanatı baharlarından en feyizlisini yaşamaya başladı” demektedir. Bu sözlerden de anlaşıldığı gibi sanat, Türk insanının yeni yaşamını tamamlayan bir moral değer olarak benimsetilmeye çalışılmaktadır. Bunun göstergeleri M.E.B.’na bağlı olarak 2773 sayılı yasayla “Sanat Direktörlüğü”nün kurulması (1935), ülke çapında sanat eğitiminin öne çıkarılması, akademiler, konservatuarlar kurulması, resim ve heykel müzeleri, galeriler açılması, ilk temsilini 21 Haziran 1940 tarihinde veren Musiki ve Tiyatro Akademisinin kurulması­dır.

Halkevleri 1932 yılında açılmıştır. Kuruluş amacı; “Ulusu bilinçli, birbirini anlayan, birbirini seven, ortak ideale bağlı bir halk kitlesi düzeyinde örgütlemek kültür, ülkü, amaç ve düşünce birliğini güçlendirecek bir toplum olmayı sağlamak, ulusal birliği oluşturan, ulusal ruhu biçimlendiren ve güçlendiren kültür öğelerini ortaya çıkarıp geliştirmektir”. Bu amaçlar doğrultusunda halkev­lerinin dokuz ayrı kolda çalışması planlanmıştır. Bu kollar dil, tarih-edebiyat. güzel sanatlar, temsil, spor, sosyal yardım, halk dershaneleri-kurslar, kitaplık-yayın, köycülük, tarih ve müzeciliktir.

Güzel Sanatlar (Ar) Kolu, Halkevleri’nin en önemli çalışma alanlarından birisi idi. Müzik, resim, heykel, mimari ve süsleme alanlarında sanatkar ve amatörleri toplamak, yetenekli kişileri himaye etmek, halkın güzel sanatlara sevgi ve ilgisini arttırmak, müzik geceleri düzenlemek, koro çalışmaları yapmak, milli oyun ve türkülerin söz ve notalarını derlemek gibi görevleri vardı.

1932'den 1949 yılına kadar toplam 474 tane Halkevi, 4306 tane Halkodası açılmıştır. Halkevleri, devletle toplum, aydınla sıradan yurttaşlar arasındaki kopukluğu gidermeyi, ulus-devletleşme sürecinde CHP’nin temel ilkelerini kitlelere anlatarak, ülkenin ekonomik ve kültürel yönden kalkınmasına katkıda bulunmayı ve de ulusal bir kimlik yaratmada heyecan sağlamayı üstlenmiştir. Halkevleri’nin yaygın olarak gerçekleştirdikleri etkinlikler arasında nutuklar, konferanslar, kurslar, konser ve müzik dersleri, tiyatro ve sinema gösterileri, radyo yayınları, sergiler, kitap ve der­gi yayınları, törenler ve köy ziyaretleri yer almıştır. Kahvehaneler, gösteri salonları, sanat galerileri, tiyatrolar, konser sa­lonları, yayınevleri, sosyal kulüpler, akademiler ve üniversiteler, milli kül­türü yurttaşlara götürmenin ve yaygınlaştırmanın temel dayanaklarını oluş­turuyordu. Halkevleri, ülke kalkınmasının yalnız ekonomik atılım­larla gerçekleşmeyeceğinin, kültürel gelişmenin aynı paralelde rayına oturma­sı gerektiği görüşünün resmiyet kazanmasının somut göstergesidir. Halkevleri, ülkede bilimi, güzel sanatları yaymak, bu memleket politikası ve ekonomisi hakkında en doğru ve en yeni bilgileri vermek amacına yönelmiştir.

Halkevlerinin kuruluşu, üniversiteye ve sanat eğitimi veren okullara çağdaş bir görünüm verme çaba­sı, bugüne değin süren bir geleneğin başlangıcı olan Devlet Resim ve Heykel sergilerinin düzenlenmesi ressamların giderleri parti tarafından karşılanarak “sanatı teşvik, yeni olanaklar, duyarlılıklar kazandırmak, sanat zevkini yaygın­laştırmak, sanatçı ile halk, coğrafya ve çevre arasındaki iletişimi kurmak” ama­cıyla çalışma gezileri düzenlenmesi, müzeciliğe önem verilmesi, çeviri yayın çalışmasının bir disipline bağlanması devletin bu konuda aldığı ilk önlemler­den bazılarıdır. Ancak bu yıllarda devlet, fotoğrafı özellikle ülke tanıtımında etkili bir dil olarak görmesine karşın doğrudan gelişmesine neden olacak köklü önlem­ler alamamıştır.

Fotoğrafın bulunuşu, Osmanlı’da İstanbul basını aracılığıyla duyurul­masına karşın sanat olarak ilgi çekmesi Cumhuriyetle başlayan bir süreçtir. Atatürk'ün ortaya koyduğu sanat üstüne düşüncelerin ağırlık noktasını sanat-toplum ilişkisi oluşturmaktadır. Bu çizgide sanat duygusu, yaşamı tüm yanlarıyla etkili bir biçimde dile getirme, heyecanları, umutları, insanlığı yü­celten düşünceleri somutlaştırma eğiliminde olan bir tutkuya dönüşmektedir. Cumhuriyet döneminde sanat bilinci, ulus kavramını besleyen hümanizma düşüncesinin bir uzantısı olarak filizlenmeye başlamıştır. Çünkü sanat, insanın der­dini etkili bir biçimde anlatım arayışıdır.

Halkevleri’nin 1932 yılında açılmasına karşın, yurt çapında ilk fotoğraf ya­rışmasının düzenlenmesi ve fotoğraf dalına ilgi duyularak çalışmaların bir öl­çüde hızlandırılması 1940'lı yıllarda gerçekleşmiştir. Bu gelişmede yurtdışında öğrenim görmüş Gazi Eğitim Enstitüsü öğretmenlerinin ve devlet katında Ferid Celal Güven, Cemil Uybadın, Muvaffak Uyanık ve Vedat Nedim Tör gibi aydınların payı vardır. Halkevleri yönetimine egemen olan fotoğraf görüşünü Halkevleri fotoğraf yarışması mimarı Vedat Nedim Tör, Ankara Halkevi II. Fotoğraf Müsabakası Şartlan ve Geçen Yılki Fotoğraf Sergisi (1940) başlıklı ka­talogda şöyle açıklamaktadır:


"...Halkevlerinin bu teşebbüsünde, teknisyen fotoğrafçıyı “artist” payesine yükseltmek gayesi vardır. Fotoğraf, güzel sanatlar ailesi arasına kabul olunabilir mi? Fotoğrafı çeken sadece bir kopyeci, bir tebyizci, bir münakaleci değil de, bir yaratıcı ve bir kompozisyoncu olmak cevherine malikse, evet. Her sanat şubesinde olduğu gibi, burada da ölçü, (vasıta) ve (teknik) değil, (eser) ve (ruh) tur. Halkevlerinin rehberliği ile amatör fotoğrafçılığın Türkiye mikyasında yayıl­masında şu faydalar beklenebilir:


1- Gençlerde observasyon (gözlem) kabiliyetinin inkişafı,
2- Sanat zevkinin işlenmesi,
3- Dokümantasyon kaynaklarımızın çoğalması.


Yani muhitimizi daha iyi görmek, (güzeli) daha çok aramak ve memleketi daha iyi tanımak. Bütün faaliyet kollarında daha yüksek insan ve daha iyi vatandaş idealleri­nin ışığına koşan Halkevlerimizin bu teşebbüsüne karşı da gençlerimizin layık ol­duğu alakayı göstereceğine ve şimdiye kadar gizli ve verimsiz kalan birtakım cev­herlerin bu sahada da fışkıracağına inanıyoruz.”

Aynı katalogun son sayfalarında yayınlanan Umum Halkevleri Fotoğraf Sergisi Talimatnamesi’nin 1.maddesinde, “Her Halkevi şubat ayı içinde bir fotoğraf sergisi açar.” denmektedir. Bu amaçla çeşitli Halkevleri’nde açılan sergilerde yer alan fotoğrafların en iyileri seçilerek Ankara'ya genel değerlendirmeye gir­mesi amacıyla yollanmıştı. 1940 yılında düzenlenen Halkevleri arası amatör resim ve fotoğraf sergisine ancak 46 Halkevi yapıt yollamıştır. Beş yüze yakın Halkevi'nin kaçında her yıl düzenli bir biçimde yarışmalı fotoğraf sergisi düzenlen­diği pek belli değildir.

1939 yılında Ankara Halkevi'nin ama­törler arasında düzenlediği 1. Fotoğraf Sergisi'ne 50 yarışmacı 400 fotoğrafla katılmış, yarışma koşullarına göre beş kişi dereceye girerek ödüllendirilmiştir. Yarışmacılar arasında birinci olan kişi ise, Gazi Terbiye Enstitüsü öğretmeni Şinasi Barutçu’dur. Şinasi Barutçu, Baha Gelenbevi, Nurettin Erkılıç, Limasollu Naci, Fikret Minisker, Rıdvan Tezel, Cafer Türkmen, Kemal Baysal ve İhsan Erkılıç gibi Türk fotoğrafının öncüleri, bireysel çabalarıyla ancak yakın çevrelerini aydınlatmış, kültür kurumlarının çalışma programına alınan fotoğrafın ülkemizde yükselmesinde beklenen etkinlikler tam amacına ulaşmamıştır. Bu nedenle ilk 40 yıl, yayınsız ve arşivsiz, birbirinden kopuk, tek tek yürekli çıkışlar dönemi olmuştur. Türk fotoğraf tarihinin başlangıç aşamasındaki bu önemli isimlerin tamamı eğitimlerini ve ilk fotoğraf sergilerini Halkevleri’nde açmışlardır. İstanbul’u 1959 yılının son aylarında resmen fotoğraf derneğine kavuştu­ran Nurettin Erkılıç bir kilit adamdır. 1943 yılında Halkevi fotoğraf kursu ve çalışmalarına katılmış, çalışmala­rı Halkevleri kapatılıncaya kadar devam etmiştir. Türk fotoğrafının ilk örgütlenmesi sayılan Erenköy Amatör Foto Kulübü'nü 1959’da kurmuş ve kısa bir süre sonra da bu kulüp adını İFSAK olarak değiştirmiştir.

Ülkemizde fotoğrafçılığın bir sanat dalı olarak benimsenmesi yolunda Halk­evleri’nin ayrıcalıklı yeri vardır. Türk fotoğrafının temellerinin atıldığı yer de denilebilir. Baha Gelenbevi'nin “Fotoğraf minör sa­nat değildir” görüşünü benimseyen birçok kimse, olanaksızlıklar içinde kalıcı yapıtlar bırakmamış olsalar bile, fotoğraf kültürünün ülkemizde yayılmasına alçakgönüllü çalışmalarıyla önemli katkıda bulunmuşlardır. 1940'lı yıllardaki kurumlaşma çabaları, sergi ve yarışma sayısının çok sınırlı da olsa bir artış göstermesi, Vedat Nedim Tör’ün o günkü adıyla Matbuat Umum Müdürlüğü döne­minde (1933-1937) yayınlar ve sergiler yoluyla ülke tanıtımında fotoğrafın gücünü kanıtlanmaya çalışması, fotoğrafçılığımıza kendi çapında bir ivme kazandırmış­tır.

Sonuç olarak, Halkevleri geniş anlamıyla bir halk eğitimi kuruluşudur. Milli bir eğitim kuruluşudur. Her zaman Türk kültürünün ulusal değerlerini işlemiş, Türk devrimini geniş halk kütleleri içinde kökleştirmeye ulusal birliği sağlamaya çalışmıştır. Modern Türkiye’de halkın yeni Türk kültürü tarafından yoğrulmasında ve Atatürk devrimlerinin halk arasında yayılmasında eğitim açısından en önemli görevi Halkevleri yüklenmiş ve başarmıştır.



YARARLANILAN KAYNAKLAR :

Anıl Çeçen, Atatürk’ün Kültür Kurumu:Halkevleri, Cumhuriyet Kitap Kulübü, İstanbul, 2000
http://www.egitim.aku.edu.tr/ata3.htm
Murat Ervin, “Türk Fotoğraf Sanatı’nın Gelişim Süreci İçerisinde Halkevleri ve Köy
Enstitüleri’nin Rolü”, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, DEÜ SBE, İzmir, 2006  
Mustafa Çıkar, Hasan Âli Yücel ve Türk Kültür Reformu, İş Bankası Kültür Yay, İst.,1997
Seyit Ali Ak, Erken Cumhuriyet Dönemi Türk Fotoğrafı, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2001
Seyit Ali Ak, “Bir Baha Gelenbevi Vardı”, REFO Fotoğraf Sanatı, Şubat 1990




Share



   


COG Sitesi için tıklayın. Tasarım: CANDENİZ Bu işin arkasında kimler var ! Sitenin tüm bölümlerini birlikte gör.