Ana Sayfa > Yayınlar > Kitaplar



Belgesel Fotoğraf ve Fotoröportaj, Özcan Yurdalan

ozcan_yurdalan_kapak_600.jpg

BAŞKA BİR DÜNYA MÜMKÜN MÜ?

BELGESEL FOTOGRAF VE FOTORÖPORTAJ/ ÖZCAN YURDALAN
AGORA KİTAPLIĞI/İSTANBUL, KASIM 2007


Televizyon görüntülerinin ve fotografların hızla tüketildiği, hakkında düşünmeye bile fırsat kalmadan bir sonraki görüntüye geçildiği bir “sürat” çağında yaşıyoruz. 

Bulunduğumuz yerde bir “es” verip, derin bir soluk alarak etrafa baktığımızda, yapılan işlerin çok da anlaşılmaz olmadığını fark ederiz kimi zaman. Aslında tek ihtiyacımız o işlerin üzerinde düşünecek kısa bir zamandır.  İşte bu aşamada fark ederiz ki, zor olan şey, bu zamanı yaratmaktır.

Özcan Yurdalan ile tanışalı tam onsekiz yıl oluyor.  Onsekiz yıldır ne yorulduğunu, ne de durduğunu görmüşlüğüm vardır. Hatta konuşurken sesini bile yükseltmez.. Bu çalışma temposu içerisinde, kafasındaki soru işaretlerini bir kenara not almak, sonra da o sorulara sırayla cevap vermek için zaman ayırması bana hala inanılmaz geliyor. Ama bu da sahip olduğu enerjinin doğal bir sonucudur aslında.

Kitap, tam da Özcan Yurdalan tarzı bir girişle, “Adını Koymak” bölümüyle başlıyor. Burada, şunları söylüyor Yurdalan: “ .. fotografın özel alanlarına yoğunlaşmış gruplar kendi iç dilleriyle anlaşabildikleri için önemli bir sorun yaşamıyorlar belki, ancak farklı alanlarda çalışan ve dünyanın farklı yerlerinde yaşayan fotografçıların ortak bir tartışma yürütmeleri hayli müşkül. Bir kavramın buradaki anlamıyla oradaki anlamı birbiriyle örtüşmüyor.

Şimdi bunları söyleyince sanki fotograf alanında çok canlı bir tartışma ortamı varmış, havada uçuşan teoriler birbiriyle çarpışırmış, yaratıcı fikirlerin parıltısından gözler kamaşırmış sanılmasın.  (…) Bu durgunluk, gerçeğin  kavranması yolunda bilerek seçilmiş bir yöntem olarak değil razı olunmuş verili bir koşul olarak mevcut. Fotografımızı çekelim, kafamızı fazla yormayalım şeklinde.”

Bunun ötesinde de Özcan Yurdalan özetle diyor ki, “..hiç değilse fotograf alanında ortak bir dil oluşturursak; bir ömür boyu birbirinin üstüne basarak  yükselmeye çalışan biz insancıklar, dayanışma kültürü yerine yarışma kültürünün her türlü yaratıcılığı yok ettiği günümüz dünyasında daha az hırpalanırız bu sayede.. Ama bu kültürü oluşturmak kolay mı? Önce bu konuda anlaşmak, anlaşabilmek için de insanların birbirini anlama isteği ve kararlılığında olması gerekir.”  Özcan Yurdalan buna da değiniyor. İletişimsizliği, anlatmak istediğimizin karşımızdakine ulaştığında bambaşka anlamlara dönüşmesini anlatıyor.

Kitap içerisinde hikayeler de var.. Birbirini tamamlayan, konularla bütünlük sağlayan insan hikayeleri. Bunları okudukça, Özcan Yurdalan’ın fotografçı geçmişinin yanında, ondan daha baskın ve daha büyük duran “insan” yanı yüreğimize dokunuyor. Ve zaten bu insan yanı değil midir Özcan Yurdalan’ı Belgesel fotografçı- fotoröportajcı yapan..

Hep içimizde hissettiğimiz, “ah bi zamanım olsa ne fotograflar çekerdim bu konuda..” dediğimiz şeyleri aslında nasıl yapmamız gerektiğini, burada bu konulara Özcan Yurdalan’ın bakışıyla nasıl ulaşılacağını anlatan bir kitap çıkmış ortaya. Aslında Özcan Yurdalan, mütevazi kişiliği ile şunları söylüyor: “.. Kuşkusuz sağlam bir sistematik içine oturtulmuş tartışılmaz bir tanımlar dizgesi icat etmiş falan değilim, böyle bir niyetim de yok.

 Kimi zaman söylediklerimiz bizim için rutin, sıradan bir işleyişin sözcüklere dökülmüş hali gibi görünebilir. Ama bu halinden bile kendine pay çıkaracak, nereden başlayacağını bir türlü kestiremeyen genç insanların ufkunu açacak köşe başlarına ulaşılabilir. Özcan Yurdalan, kendi deneyimlerinden yola çıkarak bilgilerini paylaşıyor.

Bu anlamda kitabın amacına ulaştığını ve hedef kitlesini mutlaka can damarından yakalayacağını düşünüyorum.

Son söz niyetine ben de kitabın arka kapağında yer alan yazıyla söyleyeceklerimi sonlandırıyorum. "Fotoğrafın belgesel olarak kullanımı, içinde yaşamamız için bize dayatılan sınırlara itiraz etmenin ve sorumluluk hissederek hayata müdahil olmanın yaratıcılığa açık alanlarından biri oldu. Dünya tarihinde de, Türkiye'deki kısa ve kesintili varoluşunda da benzer ihtiyaçlar için kullanılan bu alan, güvenilir tanıklıklar üstünden söz kurulan karşılıklı bir iletişim ortamı yarattı. Fotoröportajların anlattığı hikayeler bir itirazı dile getirdi, muhalif duruşları ifade etti. Başka bir dünyanın mümkün olduğuna dair fikirleri, görüntü ve yazıyla dile getiren anlatılar fotoröportajlarda yaratıldı"

Cengiz Oğuz Gümrükçü




Share



   


COG Sitesi için tıklayın. Tasarım: CANDENİZ Bu işin arkasında kimler var ! Sitenin tüm bölümlerini birlikte gör.