Ana Sayfa > Projeler > Kamboçya



Kamboçya - Hayri Erol

Fotoğraflar - Hayri Erol

Kambocya.jpg
Kambocya_(1).JPG
Kambocya_(10).JPG
Kambocya_(11).JPG
Kambocya_(12).JPG

Kambocya_(14).JPG
Kambocya_(15).JPG
Kambocya_(16).JPG
Kambocya_(17).JPG
Kambocya_(18).jpg

Kambocya_(19).jpg
Kambocya_(2).JPG
Kambocya_(20).jpg
Kambocya_(22).jpg
Kambocya_(23).jpg

Kambocya_(24).jpg
Kambocya_(25).jpg
Kambocya_(26).jpg
Kambocya_(27).jpg
Kambocya_(28).jpg

Kambocya_(29).jpg
Kambocya_(3).JPG
Kambocya_(30).jpg
Kambocya_(31).jpg
Kambocya_(33).jpg

Kambocya_(35).jpg
Kambocya_(36).jpg
Kambocya_(37).jpg
Kambocya_(38).jpg
Kambocya_(39).jpg

Kambocya_(4).JPG
Kambocya_(40).jpg
Kambocya_(42).jpg
Kambocya_(43).jpg
Kambocya_(44).jpg

Kambocya_(46).jpg
Kambocya_(47).jpg
Kambocya_(48).jpg
Kambocya_(49).jpg
Kambocya_(5).JPG

Kambocya_(50).jpg
Kambocya_(51).jpg
Kambocya_(52).jpg
Kambocya_(6).JPG
Kambocya_(7).JPG

Kambocya_(8).JPG
Kambocya_(9).JPG
Kambocya_(41).jpg
Kambocya_(34).jpg
Kambocya_(32).jpg

Kambocya_(21).jpg
Kambocya_(13).JPG

Proje Hakkında

Birçok Kamboçyalı kendisini, bir zamanlar Güneydoğu Asya'nın büyük bölümü üzerine hâkimiyet sağlamış olan ve 10 ve 13. yüzyıllar arasında en görkemli günlerini yaşayan Angkor İmparatorluğunun kurucusu Khmerlerin soyundan addeder. Bu dönemden sonra Tay ve Cham (bugünkü Vietnam) saldırıları imparatorluğu zayıflatarak uzun bir gerileme dönemine soktu. Kral, 1863 yılında ülkesini Fransız Himayesine aldırdı. Kamboçya 1887 yılında Fransız Çinhindi'nin bir parçası oldu. İkinci Dünya Savaşı sırasındaki Japon istilasının ardından Kamboçya 1953 yılında Fransa'dan tam bağımsızlığını kazandı. Nisan 1975'de 5 yıllık bir mücadelenin sonunda Komünist Kızıl Khmer güçleri Phnom Penh'i ele geçirdi ve bütün şehirleri ve kasabaları tahliye etti.

 

POL POT idaresindeki Kızıl Khmerler rejimi sırasında en az 1.5 milyon Kamboçyalı ya idam edildi ya da ağır cezalar veya açlık gibi nedenlerle yaşamını kaybetti. Kızıl Khmerleri dağlık araziye çekilmek zorunda bırakan 1978 yılı Aralık ayındaki Vietnam saldırısı 10 yıllık bir Vietnam işgalinin ve yaklaşık 13 yıl süren iç savaşın başlangıcı oldu. 1991 Paris Barış antlaşması demokratik seçimleri ve ateşkesi zorunlu tutuyordu ama Kızıl Khmerler buna pek uymadılar.

 

Birleşmiş Milletler desteğinde yapılan 1993 seçimleri ve bunun ardından kurulan koalisyon hükümetiyle bir ölçüde normale dönüldü. Hizip çatışmaları 1997 yılında ilk koalisyon hükümetinin sonunu getirdi. 1998'de yapılan ikinci seçimlerden bir başka koalisyon hükümeti ortaya çıktı ve politik istikrar yeniden sağlandı. Kızıl Khmerlerin son üyeleri de 1999 yılının başında teslim oldu. Kalan Kızıl Khmer liderlerinden bazıları Birleşmiş Milletler desteğinde kurulacak bir mahkemede insanlığa kaşı işledikleri suçlardan dolayı yargılanmayı bekliyor. 2003 seçimleri nispeten huzurlu bir ortamda geçti ama rakip partiler arasında bir koalisyon hükümetinin kurulması bir yılı aşkın görüşmeler sonucunda mümkün oldu.

 

Çinhindi yarımadasının Güneybatı kısmında yer alan Kamboçya'nın yüzölçümü 181.035 kilometre karedir ve ülkenin sahip olduğu toprakların yaklaşık % 20'si tarım amaçlı kullanılmaktadır. Ülke tamamen tropikal kuşaktadır ve en güney ucu ekvatorun yaklaşık 10 º yukarısındadır. Ülkenin başkenti Phnom Penh'dir. Ülkenin toplam yüzölçümünün dörtte üçünü kaplayan orta bölümdeki düzlüklerin etrafında daha yoğun bitki örtüsüyle kaplı ve fazla nüfus barındırmayan dağlık alanlar bulunur. Kamboçya'daki baskın coğrafi sistemler geniş ve hemen her yere ulaşan Tonle Sap (Büyük Göl), Bassac Nehir Sistemleri ve ülkeyi kuzeyden güneye geçen Mekong Nehri'dir. Bu alanlarda Fil Dağları, güneybatıda ve batıda Cardamom Dağı, Tayland'ın Korat platosuyla bağlantılı Kuzeydeki Dangrek Dağları; Vietnam'ın Orta düzlükleriyle birleşen doğudaki Rattanaki Platosu ve Chhlong Yaylası bulunmaktadır.

 

Kamboçya'nın en büyük nehri olan Mekong Nehri ülkenin su rejimini belirler. Nehir, Çin anakarasından kaynaklanır ve Kamboçya'ya girmeden önce Myanmar, Laos ve Tayland'dan geçer. Phnom Penh'de güneyden gelen Basaka Nehri ve Tonle Sap gibi çeşitli kollarla birleşip yine aynı ada sahip Tonle Sap'a bağlanır. Nehir güneydoğuya doğru inerek Vietnam'daki aşağı deltasına ulaşır ve buradan Güney Çin Denizi'ne dökülür.

 

30 yılın ardından gelen ilk barış dönemi olan 1999'da, hükümet ekonomik reformlar konusunda ilerleme kaydetti.  ABD ve Kamboçya arasında imzalanan ikili tekstil anlaşması, Kamboçya'ya ABD'ye tekstil ihracatında garantili kota sağlarken, aynı zamanda geliştirilmiş çalışma sartları, iş kanunu düzenlemeleri ve uluslararası çalışma standartları konusunda da teşvikte bulundu. 2001 ile 2004 yılları arasında büyük ölçüde turizm ve tekstil endüstrisinin desteği ile ekonomi, ortalama% 6.4 oranında büyüdü.  Ocak 2005'te DTÖ ile yapılmış olan tekstil ve giyim anlaşması bitince, Kamboçya orijinli tekstil üreticileri Çin ve Hindistan gibi daha ucuz tekstil üreten ülkelerle doğrudan rekabet etmek zorunda kaldı.

 

2005 yılının ilk verilerine göre GSMH büyümesi tahminlerin % 3 altında olsa da, giyim endüstrisinin performansı IMF'nin 2005 yılı için % 6 oranında büyüme beklentilerini karşılayacak düzeydeydi.  200.000'den fazla çalışanı olan önemli giyim endüstrisini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalan Kamboçya hükümeti, alıcılarını memnun etmek için yüksek çalışma standartlarını koruma politikasının devamı kararı aldı. 2005 yılı Eylül itibarı ile turizm endüstrisi, sayıları bir milyonu aşan yabancı turist ile hızla büyümeye devam ederken, Kamboçya suları altında bulunan petrol ve doğal gaz kaynakları da devlet için yeni bir gelir kaynağı oluşturuyor. Uzun vadeli ekonomik kalkınma, altından kalkması zor görünse de hükümet, Dünya Bankası ve IMF gibi ikili ve çoklu bağışçılarla çalışmaya ve acil ihtiyaçlarını gündeme getirmeye devam etmektedir. Kamboçya hükümetinin yolsuzluğu önlemek için adım atması koşuluyla, çeşitli kurumlar, Aralık 2004'te 504 milyon USD yardım sözünde bulunmuşlardır. Önümüzdeki on yıl içinde Kamboçya'nın ekonomik hedefi, ülkenin nüfus dağılımındaki dengesizlik ile baş edebilecek bir ekonomi ortamı yaratmak ve yeterli iş olanağı sağlayabilecek özel bir sektör yaratmaktır.  Nüfusun % 50'den fazlası 20 yaşın altındadır, insanlar özellikle hiçbir altyapısı olmayıp, yoksulluk içinde yaşayan kırsal kesimde, eğitim ve üretim becerilerinden yoksundur. Sözkonusu nüfusun %75'i karın tokluğuna çiftçilik yapmaktadır.

 

Nüfusun tahmini %85 - 90'lik bölümü kırsal alanlarda yaşamaktadır ve etnik olarak %90'ı Khmer, %5'i Çinli ve Vietnamlı ve kalan kısmı da dağ kabilelerinden oluşur. (Chamlar ve Burmalılar )Ülkenin resmi dili Khmer'dir ve nüfusun %95'inden fazlası tarafından konuşulmaktadır, ikinci dil olarak Fransızca ve yaşlılar tarafından konuşulan Ian ile çoğunlukla gençler tarafından konuşulan İngilizce geçerli diller arasındadır. Kamboçya'nın nüfus yapısı birçok önemli özellik taşımaktadır. 1979'u takiben gelen nüfus patlaması sonrasında kimilerine göre nüfusun %50'si veya fazlası 18 yaşın altındadır. Yetişkin nüfus içerisinde kadınların oranı daha yüksektir, 18 yaşın üstünde olanların % 56'si kadındır. UNICEF'e göre, savaş sonrasında kadınlar tarafından yönetilen ailelerin sayısı nüfusun %25'ine tekabül etmektedir.

 

Kamboçya'nin nüfusu 13,881,427 (2006) dır.  Nüfus artışı yıllık %2.3 oranında seyretmekte, bu da nüfus büyüme hızını Asya'nın en yüksekleri arasına sokmaktadır.  Bebek ölüm oranı da yüksek olmakla birlikte, nüfus yoğunluğu kilometrekare başına 69 kişidir.  Nüfusun en yoğun olduğu bölgeler yüksek oranda tarım yapılan merkezi düzlükler olup, ülkenin dağlık kesimleri sıtmanın da etken olması nedeniyle, kuzey kesimleri de sulamanın yetersiz olması nedeniyle nüfus açısından daha seyrektir. 1970'lerin sonunda, Kızıl Khmerlerin iktidarı sırasında, Kamboçya'nın bütün şehirleri boşaltılmış ve halk zorunlu göçe zorlanmıştır. Kentleşme 1980'lerde yeniden başlamıştır.

 

 

Özgeçmiş - Hayri Erol

1948 yılında Ankara’da doğdum. Yani yaş 60’a yaklaştı. Evliyim ve artık çocuk sayılamayacak yaşta iki çocuğum var. Yurtdışında lisede okurken tatil dönemlerinde Kodak filmlerinin banyosunun yapıldığı ve basıldığı bir atölyede çalıştım. Posta ayrımı ve kürk açık arttırmalarının yapıldığı kuruluşlarda da çalıştım. Üniversite döneminde turizm rehberliği, haftalık bir mecmua için İngilizceden ve Fransızcadan, Türkçeye makaleler tercüme ettim. Turizm Bakanlığında ve bir turizm özel şirketinde çalıştım. 1976 yılında da Dışişleri Bakanlığına girdim. Toplam 36 yılı geçen bir çalışma hayatım oldu.

 

 

 

Fotoğraf çekmeye küçük yaşta başladım. Şanslıydım. Babamın bir Zeiss İkon 35 mm körüklü fotoğraf makinesi vardı. Meraklıydım. Böyle bir alet nasıl oluyordu da gözle görüleni kağıda yansıtabiliyordu. Araştırmayı seviyordum. Vizör denilen yerden dünya nasıl gözüküyordu. Hiç aile fotoğrafı çekmedim diyebilecek kadar az sayıda bu tür fotoğraf çektim. Ailemi hep görüyordum nasılsa. Ama başka insanların; kapımın önündeki görüntülerden daha farklılarını fotoğraflamam gerekiyordu. Tabii önceleri annem sonra eşim bu alışkanlığımdan hiç hoşnut değillerdi. Eşim hala aile fertlerinin fotoğraflarının çekilmesini ister. Çevrem öyle istediği için, ama gene az sayıda olduğunu söyleyebileceğim aile fotoğrafı çekiyorum. Asıl merakım manzara, ondan sonra da portreler. Bu portreleri de çeşitli ülkelerde çektiğim fotoğraflar dolayısıyla sevdim. Uzakdoğu’ya ilk atandığımda tüm bölge insanlarının birbirine çok benzediğini düşündüm. Ama sonraları vizörden daha çok insana baktığımda aslında hepsinin birbirinden farklı olduğunu gördüm. Hatta Uzakdoğulular ile Avrupalıları karşılaştırınca Uzakdoğulu bir insanın diğerinden çok daha değişik bir portre ve görüntü verdiğini gördüm. Önceleri bu bir Taylandlının bir Endonezyalıdan, ya da bir Malay’ın bu ikisinden tamamen daha farklı bir görüntü verdiği şeklindeydi. Sonra bir baktım ki her Endonezyalı da diğer Endonezyalıya benzemiyor. Bunları bana vizör öğretti dersem abartmış olmam.

 

 

 

İşte bana göre fotoğraf çekmek böyle bir şey. Maalesef herhangi bir kursa gitmedim. Gençken canım istemedi. Tembellik denebilir. Şimdi ise vakit bulamıyorum. Bulsam da bu sefer güç kalmadı. Çık kursa git, bir saat otur dinle öğrenmeye çalış sonra eve dön, zor geliyor doğrusu. Fotoğraf çekmek çok zor bir şey değil. Ama sanıldığı kadar da kolay değil. Tabii şimdi dijital fotoğraf makineleri bu işi biraz kolaylaştırdı. Bununla beraber işi hafife alıp fotoğrafçılığın o kadar kolay olmadığını da bilmek lazım. Hele büyük ustaların seviyesine çıkmak çok zor. Aralarında ayırım yapmak istemem ama açın bir, fotoğraf ustalarını ve eserlerini gösteren web sayfasını ne demek istediğimi gözlerinizle görün. Işığı, çerçeveyi, kafanızdaki fikri, yaratıcı bir şekilde bir araya getirmek her şeyde olduğu gibi fotoğrafçılıkta da zordur ve beceri ister. Yani bu iş bas deklanşöre çıksın fotoğraf işi değildir. Analog fotoğraf çekerken bu biraz daha karmaşıktır. Her şeyden önce sonucu hemen göremeyeceğiniz için bir de bakmışsınız konu uçmuş gitmiş, ışık değişmiş. Bu renkli fotoğrafta da böyledir siyah beyazda da. Ustalar siyah beyazı severler. Çünkü siyah beyaz aslında en renkli fotoğraftır.

 

 

 

Mesleğimdeki ilk yıllarda iş yoğunluğu dolayısıyla bir 15 yıl kadar ara verdim fotoğraf çekmeye. Bu dönemde annem ve eşim mutlu oldular. Aslında haklılarmış. Daha çok aile ferdi fotoğrafı çektim ve bugün aramızda olmayan büyüklerimizin fotoğrafları var hiç değilse. Ama o zaman dahi bunların sayısı oldukça kısıtlı kaldı. 2001 de Singapur’da görevliyken yeniden vakit bulmaya başladım bu çok sevdiğim hobimi tekrar canlandırmak için. İyi de oldu. Hobi olarak fotoğraf çekmek insanın ufkunu açıyor, stresini alıyor, başka lüzumsuz işler yapmasını engelliyor.

 

 

 

Amatör fotoğrafçılık huzur veren bir meşgale. Makinemi alıp sokaklara çıktığımda bir ben varım, bir makinem bir de görüntüler. Bu üçlü bir araya geldiğinde ve baş başa kaldığında topluluğun tek canlısı ve düşüneni olarak hedef aramaya başlarım. Bu bazen bir yaprak, bazen birbirini kovalayan insanlar, tezgahtaki meyveler, balıklar, kurutulmuş yiyecekler, çevresinde oyun oynayacak bir şeyler arayan zengin veya fakir bir çocuk, dolaşan bir çift, nehrin üzerindeki kayıklar, öte tarafındaki bir çiçek bahçesi, kedi kovalayan bir köpek, ya da tersi; köpek kovalayan bir kedi, bal üretme arayışında çiçekleri gezen bir arı, av bekleyen bir örümcek, çiçekten çiçeğe koşan bir kelebek olabilir. Bunları ufkunuzun genişliğini dile getirmek için sıraladım. Aslında bunun misliyle fazlasını da yazmak mümkün tabii.

 

 

 

Bu zevki size veren bir fotoğrafınız buna bakana insanlara ne verir? Bana göre almak isteyene çok şey verir. En azından bir ustanın sergisini gezmeye gittiğimde veya bir yerde gördüğümde bu bana büyük zevk verir. Fotoğraf icat olmasaydı Rodin’in düşünen adamı Paris’te müzesinin bahçesinin dışına çıkamazdı. Bölgemizdeki çocuklar filin nasıl bir şey olduğunu tam olarak bilemezdiler. Bunlar sadece iki örnek. İlk fotoğraf 1826’da çekilmiş. Kafanızda şöyle bir değerlendirin. Fransız ihtilalini gösteren bir fotoğraf var mı? Çizimler çizenin görüşlerini yansıtır. Fotoğraf ise genelde, yani manipule edilmedikçe ve belli bir açıdan çekilmedikçe gerçeğe daha yakındır. Çünkü aynı olayı çizen üç dört kişiyi bulmak zordur. Oysa bunu çerçeveleyen çok sayıda fotoğrafçı var artık. Hepsine iyi görüşler, tetik parmaklar ve zengin konular dilerim.

 

 

 

Bu duygularla ve çok beğendiğim bu sitede yayınlanacak ve Türkiye açısından belgesel olarak görülebilecek fotoğrafların beğeninizi kazanmasını dilerim. Bu serinin dışında bir iki seri daha var Uzakdoğudan. Daha sonra da bu zevkli meşgaleye devam edip değişik fotoğraflar çekebilmeyi ümit ediyorum.

 

 

 

Sevgi ve saygılarımla,
Hayri Erol

Proje sahibine iletmek istediğiniz mesajı form aracılığıyla gönderebilirsiniz.

Adınız:[ ! ]
Soyad:[ ! ]
E-Mail:
Konu:
Mesajınız:
Onay Kodu: Captcha
Onay Kodunu Girin:[ ! ]
 



Share



   


COG Sitesi için tıklayın. Tasarım: CANDENİZ Bu işin arkasında kimler var ! Sitenin tüm bölümlerini birlikte gör.