Ana Sayfa > Projeler > Buyrun Er Meydanına



Buyrun Er Meydanına

Buyrun Er Meydanına

0002.jpg
0003.jpg
0004.jpg
0005.jpg
0006.jpg

0007.jpg
0008.jpg
0009.jpg
0010.jpg
0011.jpg

0012.jpg
0013.jpg
0014.jpg
0015.jpg
0016.jpg

0017.jpg
0019.jpg
0020.jpg
0021.jpg
0022.jpg

0023.jpg
0024.jpg
0026.jpg
0027.jpg
0028.jpg

0029.jpg
0030.jpg
0032.jpg
0033.jpg
0034.jpg

0035.jpg
0036.jpg
0037.jpg
0038.jpg
0039.jpg

0040.jpg
0042.jpg
0043.jpg
0044.jpg
0046.jpg

0047.jpg
1.jpg
2.jpg
3.jpg
0048.jpg

0049.jpg
0050.jpg
0051.jpg
0052.jpg
0053.jpg

0054.jpg
0055.jpg
0056.jpg
0057.jpg
0059.jpg

0061.jpg
0062.jpg
0063.jpg
0064.jpg
0065.jpg

0066.jpg

Proje Hakkında

Mesut Gümüşlüoğlu

afis.jpg
1977 Ankara doğumlu Hüseyin Türk 2007 yılı içinde hazırlamış olduğu 'Buyrun Er Meydanına' isimli sergisinin fotoğraflarından oluşan katoloğunu satışa sunmuş bulunuyor. Özellikle çekim aşamasında ki üstün çalışma disiplininin katoloğun her sayfasına sindiğini sayfaları geçtikçe daha da dikkatli izliyorsunuz. A4 ve 170 gr mat kuşe kağıda basılmış olan katolok sert kapak seçeneği ile fotoğraf severlerle buluştu. Ankara Üniversitesi Basımevi Müdürlüğü tarafından yayına sunulan katalog, Türkiye fotoğraf arşivine gerek çalışma tarzı gerekse konu işlenişindeki aykırı duruşu ile dikkatleri üzerine çekti.

 

Kırkpınar Yağlı Güreşlerini konu alan çalışmada fotoğraf severlerin özellikle şimdiye kadar çokça gördüğü erk ve güç simgelerinin yanı sıra 'o anlar'la dolu ve o anlar içinde bir fotoğrafçının gözlemlerinin nelere kadar uzanabileceğinin kanıtı olarak karşımıza çıkıyor. İzleyenler arasında ki geniş detaylar; güreşçilerin mağlup anlarındaki hayal kırıklıkları ve biraz da hüzünlü bakışlarına yönelttiği objektifi; gücün simgeleşmesi noktasında fotoğrafçı olarak 'dur' dedikten sonra er meydanına sunulan bir farklı bakışa dönüştürmüş Hüseyin Türk.

 

Özellikle geniş açı kullanımından açı daraldıkça yetkin bir lokal derinlik ve detayla çoğu zaman izleyicinin göremeyeceği ve yakalayamayacağı görüntüleri bizlere sunmuş bulunuyor. Meydan içerisinde didik didiklediği görüntü avcılığında yakalamış olduğu kareler izleyenlere sadece bir güreş meydanının izlenmesi klasik izlenesinden çok o güreş meydanında yaşananları izleyelerle paylaşmak fotoğraf açısından son derece önemli bir çalışma olarak karşımıza çıkıyor. Katoloğun özellikle belgesel fotoğraf alanına katkısı hiç kuşkusuz gerek belgesel fotoğrafın tanımı gerekese belgesel fotoğrafın işlevi bakımından incelendiğinde söylenecek tek söz kalıyor; o da geçekten Hüseyin Türk'ün yağlı güreş meydanında girmiş olduğu müsabakadan alnının akı ile çıkmış olmasıdır. Fotoğraf severlerin dikkatine sunulan bu çalışma gerek disiplini geerekse kararlılığı ile Türk Fotoğraf camiasında gayet olumlu tepkiler almakla kalmayıp aynı zamada fotoğraf severlerin karşısına şimdiye kadar çıkan yağlı güreş fotoğraflarından farklı olarak gerçek anlamda güreş meydanının esnek duruşu ve o simgeselleşen güç dünyasında yine de yaşanan asıl duyguları yansıtma bakımından önemli bir çalışma olarak karşımızda durmakta.


Kataloğun ilk sayfalarında bizi karşılayan kutlama mesajları ve olumlu eleştirilerin hiçte hatır gönül yazıları olmadı gerçeği ile yüzyüze kaldığımızda sanırım tek yapılması gereken belgesel fotoğraf alanında çalışmalarını sürdüren Hüseyin Türk ve diğer arkadaşlarımızın yollarına devam etmeleri bakımından önemli basamaklar oluşturan bu çalışmayı tüm fotoğraf severler ve Türk Fotoğraf Camiası olarak izlemek bizlerin o meydandan ziyade fotoğraf arşivlerimize taşıyacağmız bir görsel şölen tınısındadır.


Sayfaları gezinirken duyduğunuz kontrast tad, sizi öylesine derine doğru çekmektedir ki haydi 'Buyrun Er Meydanı'na diye bağıran ???? kişinin sesi ile zurna ve davul gümbürtüleri arasında orada bulunan izleyicilerin de kimi zaman sevincini kimi zaman hayal kırıklıklarını kimi zamansa umursamazlıklarını gözlemlemek çok olasıdır.


Hüseyin Türk, makinesi ile girdiği güreşte başarılı bir çalışmaya imza atıp fotoğraf severlerin karşısına çıkarken 'iddialı başlığın' hakkını vermiş...

 

Er Meydanı

Fazlı Öztürk

Yüzyıllardır kendi geleneğiyle yaşayan, yaşatan bir meydan...
İnsanların kilolarına göre değil, bilgi, ustalık ve yüreklerine göre sınıflandırıldığı bir meydan...
Ağasıyla, cazgırıyla, pehlivanı, davul ve zurnasıyla bir efsanenin günümüzde canlanmasıdır adeta Kırkpınar.
Ne boğa güreşlerindeki kan, ne arenalardaki vahşet, er kişinin diğer er kişi ile haldaş olmasıdır Kırkpınar.
Bizim gerçek olan efsanemizdir Kırkpınar.
Kırmızı dipli mumlarla, elinde zembiliyle gelen pehlivanlarla başlar şölen.
Kollarını iki yana açarak meydan okuyan çocuk, zembilini duvara asana kadar devam ettirecektir erliğin geleneğini.
Cazgırından yağcısına, kıspetinden, zembiline, desteye çıkacak olandan başaltına, başa çıkacak olanlar meydandadır.
Parmaklıkların arasından bakan çocuk ile tribünden izleyen yaşlılar aynı ilgi ve merakla bakarlar meydana.
Yüreğin kadar kıspetinde sağlam olacak ki ! Yarı yolda bırakmasın seni.
Birbirinin sırtını yağlayan iki rakip.. İşte Kırkpınar'ın ruhunu anlatan onlarca andan biri.
Az önce güreştiği ya da az sonra güreşeceği çimlere uzanarak yorgunluklarını atan, kendini güreşe hazırlayan pehlivanlar.

Fotoğraflara bakarak Kırkpınar'ı, Kırkpınar'ın ruhunu anlıyorsunuz. Fotoğrafçı işini yapmış, tüm süreçleri izleyenlere yansıtmaya çalışmış.
Kulaklarınızda davulun, zurnanın, cazgırın davudi sesini duyuyorsunuz adeta.
İlk güreşte giyilen kıspetin heycanı, güreş bırakılıp kıspet zembile konulup duvara asıldığında anda bile bitmiyor.
Muhtemelen sıra anılardadır artık. Ve o anıları anlatanlardan bir kısmı da tribünde seyircidir.

Er meydanı.. Kırkpınar.. Efsaneden gerçeğe, gerçeklikten fotoğraf karelerine...

Hüseyin Türk, alıştığımız fotoğraflarından farklı olarak geniş açıya daha az yer verdiği kompozisyonları ile karşımıza çıkıyor bu sefer.
Konuya yaklaşımı ile her fotoğrafta hikayenin bütününe bir gönderi var. Sanki, bir romanın bölümleri gibi.
Ormanı da, ağacı da görmeyi, göstermeyi istemiş fotoğraflarında. Ve başarmış da. Ayrıntılar, detaylar ve geniş plan çekimleri birbini tamamlıyor.
Belirli bir zaman diliminin, bir olayın akışını fotoğraf ile anlatmak sanıldığı kadar kolay değildir. Siz makinenizle tek başınasınızdır ve olaylar dört tarafınızda akmaya devam ediyordur. Size düşen doğru açı, doğru mesafe, doğru yükseklik gibi değişkenlerin her birini doğru anda yakalamaya çalışıyorsunuzdur.
İşte bu akış içerisinde özelden genele, genelden özele konusuna sadık kalarak başarılı bir çalışma yapmış Hüseyin Türk.

Ayrıca dikkati çeken bir diğer konu da güreşme anının fotoğraflarına yer verilmemiş olması!
Öncesi ve sonrasının fotoğrafları verilerek hikayenin sonunun seyirciye bırakıldığı filmler gibi.
Er meydanındaki güreşin izleyicinin kafasında oluşmasını sağlamak istemiş sanki.

Bir zamanlar var olan fotoğrafların altına yazı yazma ihtiyacını, görünmez cümlelerle fotoğrafların içine yazarak bastırmış bu sefer.
Sevgili Hüseyin Türk'ün bundan sonraki çalışmalarında da başarısının devamını diler, bu güzel çalışması için tebrik ederim.


 

Görüşler

Sabit Kalfagil

Hüseyin Türk’le
İlk kez Kırkpınar’da tanıştık.
Sandım ki güreş çekiyor;
Herkes gibi kritik pozisyonlar…
Günümüzde fotografınızın
Nasıl olduğu değil
Ne anlattığı önemseniyor.
Sonra fotografları gördüm
Dostumuz lekeye, forma bakıyor.
Haydi hayırlısı
Aramıza hoş geldin.

Mehmet Pınar
Gönül ve emek verdiğin fotoğrafa olan ilgin, hiç şüphesiz ki seni yavaş ve emin adımlarla zirveye doğru taşıyor. Belki farkında, bekli de değilsin..! Fakat yakın bir süreçte ülkemizin önde gelen genç fotoğrafçıları arasında hak ettiğin yeri alacağına olan inancımdan asla vazgeçemem. Bunu anlamak için seninle fotoğraf üzerine kısa bir söyleşi yapmak ve gözlerindeki ışıltıyı hissetmek yeterli. Ama ne mümkün..! Ne zaman kısa bir söyleşi desek, gecenin geç saatlerinde sohbete anca veda edebiliyorsun. Kısacası, “Sen bu işe doyamıyorsun…”

Fotoğraflarına üçüncü bir boyut kazandırmak için konuya olan yaklaşım tarzın,  bakış açın ve ışıkla oynayışın seni farklı kılan en önemli özelliklerin. Bu işe bir de yüreğini ekleyince bambaşka güzelliklerle karşılaşıyor insan. Bu sebepledir ki, fotoğraflarına ne zaman baksam“İşte bir Hüseyin Türk klasiği daha…” demeden kendimi alamıyorum. Her zaman sevgiyle kal, benim güzel Kardeşim.

Ahmet Gökhan Demirer
AFSAD Yönetim Kurulu Başkanı


Buyrun Er Meydanına

Sevgili Hüseyin Türk’ü maharetli bir grafiker, iyi ve tutkulu bir fotoğrafçı ve çalışkan bir AFSAD yönetim kurulu üyesi olarak tanıyorum. Beğeni ile izlediğim tek tek başarılı fotoğraf çalışmalarını da gördüm. Buyrun Er Meydanına ise; onun çekim hazırlığından son aşamasına kadar nasıl büyük bir coşku ve hevesle oluşturduğuna tanık olduğum ilk kişisel sergisi. Hüseyin Türk bu sergisinde Kırkpınar’ın muhtemel “turistik” tuzaklarına düşmeden ve teknik cambazlıklara itibar etmeden bizlere son derece etkileyici usta işi kadrajlar sunuyor. Hüseyin Türk fotoğrafları ile bizi, sıradışı bir güreş faaliyeti, bir şenlik olan Kırkpınar’ın arka planına götürüyor ve oralarda kimi dramatik, kimi trajikomik başarılı detaylarda gezdiriyor. Fotoğraflarını oluştururken, pasif bir izleyici olarak kalmayıp, etkili bir bakış açısı bulma peşinde koşuyor ve bizi de tribünlerden Kırkpınar çayırına indiriyor. Tozkoparanların çocuksu gururu ve masumiyeti, yorgun bir pehlivanın hüznü, ustalar ve çıraklar, nutuk atarken parmakları ucuna yükselmek zorunda kalan Kırkpınar ağası, davulcular, zurnacılar ve kendi dünyalarındaki izleyiciler hepsi de bize hayli yakınlar. Bu çok başarılı sergisi için sevgili kardeşim Hüseyin Türk’e hem fotoğraf sanatı adına hem de bir Edirneli olarak teşekkürlerimi sunuyor, kendisini içtenlikle tebrik ediyorum.

Reha Bilir

Halfeti'de ilk akşamımızdı sanıyorum. Arka arkaya o kadar çok fotoğraf gösterisi izledik ki, uzun bir yolculuğun ardından, fotoğrafla dolu geçen bir günün akşamında bu kadar çok fotoğraf gösterisine verecek dikkatim kalmamıştı ve göz kapaklarım da yavaş yavaş kapanıyordu. Halfeti meydanındaki perdede, Kırkpınar fotoğrafları geçmeye başladı. Önce göz ucuyla baktım fotoğraflara, birbirinden etkileyici Kırkpınar fotoğrafları geçtikçe perdeden, uykum açıldı. Bugüne kadar gördüğüm en güzel Kırkpınar fotoğraflarıydı diyebilirim. Yanımda Haluk Uygur vardı ve aynı anda birbirimize sorduk "Bu fotoğraflar kimin?" diye. İkimizde çok etkilenmiştik. Gösteri bitti, dayanamadım, ayağa kalkıp gösterinin kime ait olduğunu sordum. Genç bir ses: "Benim hocam" dedi. Kendimi tutamadım ve ayakta alkışladım. Gecenin karanlığında gördüğüm genç fotoğrafçının yüzü aklımda kalmadı ama fotoğrafları hâlâ aklımda. Hüseyin Türk, daha ilk gösterisinde ve ilk sergisinde gösterdiği başarı ile Türk fotoğrafının sağlam ellerde ilerleyeceğinin bir göstergesidir. Bizim kuşak geldi gidiyor. Ama Hüseyin gibi fotoğrafçıları izledikçe, gözümüz arkada kalmayacak. Işığın bol, bileğin, yüreğin güçlü olsun Hüseyin Türk... Başarılı çalışmandan dolayı seni bir kez daha ayakta alkışlıyorum.

Salih Güler

Yüzyıllardır devam eden kırkpınar yağlı güreşlerinde, yaşatılan coşkuyu,
festival havasına dönüşen bu organizasyonu "belgesel fotoğraf" tanımına
öznel gerçekliğini ustaca ilave edip, hem de hayal gücümüzü zorlarcasına
"siyah beyaz" fotoğraflarla sunan sevgili Hüseyin' e yürek dolusu tebrikler...


Behiç Günalan

Kırkpınar yağlı güreşleri fotoğrafçılar için fotografik motifleri sayılamayacak kadar çeşitler içeren büyük  bir zenginliktir.
Hüseyin  Türk’ün ‘Buyrun Er Meydanına’ projesi bu çeşitliliği, daha da zenginleştiren bir örnektir.
Er meydanına farklı bir pencereden bakılmış;
bu fark, biraz da tekrarların dışında, yeni bir bakışla beslenmesinden kaynaklanıyor.
Bunu yirmi yıldan beri er meydanında  fotograf çeken bir fotoğrafçı olarak gönül rahatlığıyla söyleyebilir; sözlerime tanıklık edebilirim.
Açıkcası ‘Buyrun Er Meydanı’na projesinin ilk sunumunu izlemeden önce, doğrusu böyle bir sürprizle karşılaşabileceğimi, hiç  ummamıştım.. Sunum sonrası çok heyecanlandım…
Hem kıskandıcı, hem kışkırtıcıydı…
Gerçek alkışı hakeden bir sunumdu…
Şimdi bu sunumun bir sergi ile buluşması,
dahası bir katalog yayınıyla  geleceğe bırakılan bir mirasa dönüştülmesi de
projenin kalıcılığı adına sevindiricidir.
Buyrun Er Meydanına, yeni, ustaca ve etkileyici…
Buyrun Er Meydanı’na….

Özgeçmiş

huseyin.jpg

1977, Ankara doğumludur. Ankara Üniversitesi’nde grafik tasarımcı olarak meslek hayatına devam ediyor. Tasarımdaki altyapısını son dönemde fotoğrafta yoğunlaştırarak Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği’nde Temel ve İleri Düzey Fotoğraf Eğitim Senimerlerini 2006 ve 2007 yıllarında bitirdi. Afsad, Cengiz Oğuz Gümrükcü & Mehmet Turgut Deneysel Fotoğraf Atölyesi'ne katıldı. Ardından Mart-2007’de Afsad’a üye oldu.


Yönetim Kurulu Üyeliği ve İleri Düzey Eğitim Seminerinde danışmanlık görevlerine devam etmektedir.


Şimdiye kadar dokuz adet karma sergiye katıldı. ‘Buyrun Er Meydanına’ adlı ilk kişisel sergisini Kasım 2007’de açtı.


Bu sergiyle ilgili bir de katolog yayınladı. Işığın peşindeki yolculuğuna yeni projeleriyle devam ediyor...

http://www.huseyinturk.com
http://solak11.deviantart.com

Proje sahibine iletmek istediğiniz mesajı form aracılığıyla gönderebilirsiniz.

Adınız:[ ! ]
Soyad:[ ! ]
E-Mail:
Konu:
Mesajınız:
Onay Kodu: Captcha
Onay Kodunu Girin:[ ! ]
 



Share



   


COG Sitesi için tıklayın. Tasarım: CANDENİZ Bu işin arkasında kimler var ! Sitenin tüm bölümlerini birlikte gör.