Ana Sayfa > Projeler > Keşmir



Keşmir - İbrahim Bilekli

Kesmir_001.jpg
Kesmir_002.jpg
Kesmir_008.jpg
Kesmir_010.jpg
Kesmir_012.jpg

Kesmir_013.jpg
Kesmir_015.jpg
Kesmir_016.jpg
Kesmir_017.jpg
Kesmir_019.jpg

Kesmir_022.jpg
Kesmir_023.jpg
Kesmir_024.jpg
Kesmir_025.jpg
Kesmir_026.jpg

Kesmir_027.jpg
Kesmir_028.jpg
Kesmir_003.jpg
Kesmir_004.jpg
Kesmir_005.jpg

Kesmir_006.jpg
Kesmir_007.jpg
Kesmir_009.jpg
Kesmir_011.jpg
Kesmir_014.jpg

Kesmir_018.jpg
Kesmir_020.jpg
Kesmir_021.jpg

Proje Hakkında

Pakistan'daki korkunç deprem bir nesli yok etti. 8 Ekim 2005’te Pakistan'ın Keşmir bölgesinde meydana gelen depremde 80 bin kişi öldü. Depremden birkaç ay sonra gittiğimiz Pakistan’da Türk Kızılayı’nın çalışmalarını yerinde izledik ve fotoğrafladık. Geçen kısa süre içerisinde unuttuğumuz “uzaktaki yakınlarımız”ın fotoğraflarını sizle paylaşmak istedim.


Pakistan, Keşmir... 8 Ekim'den sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı. 80 bin kişi büyük depremde hayatını kaybetti, binlerce kişi yaralandı. Geçen yıllara rağmen yaralar hala sarılamadı. Türkiye'den Pakistan'a yardımlar ise tüm ülkelerin üzerindeydi ancak geçen zaman yaşananları bize unutturdu.

TÜRK HAYRANLIĞI
Türkiye için Avrupa Birliği nasıl bir hedefse, Pakistanlılar'ın hedefi de Türkiye'ye benzeyebilmek! Dalgalanan Türk bayraklarıyla en az bir Türk vatandaşı kadar gurur duyuyorlar. Bu durum Keşmir'de daha da önem kazanıyor. Çünkü Hindistan ile aralarındaki "Keşmir kimin?" tartışması nedeniyle Keşmir Pakistanlıları çok daha milliyetçi. Bölgede görev yapan hiçbir ülkenin kampında bayrağı dalgalanmıyor. Ama Türk bayrağı kentin her yerinden seçilebiliyor. Zaten kentin en prestijli yeri olan Keşmir Yüksek Mahkemesi'nin bahçesi 'Türk Kızılayı'nın kampına ve sahra hastanesine tahsis edilmiş. Diğer bir tarafta dünyanın en prestijli ülkeleri kamplarından çıkmaya bile cesaret edemiyor. İtalyanlar yaşadıkları kampı makineli tüfeklerle koruyor, Amerikalılar da sadece helikopterlerle bölgeyi dolaşıyor. Ama Türklerin yardımları ile tekrar ayağa kalkan Pakistanlılar için Kızılay'ın yeri apayrı. Bunu Keşmir'in en büyük kenti Muzafferabad'da sırtıma geçirdiğim Kızılay yeleği ile bir uçtan diğerine gezerken gördüm. Pakistanlılar sebepsiz yere gelip elimi sıktı, selamlaştık. Batılı gibi görünen birinin, Kurban Bayramı'nda "Selamun Aleyküm"ü doğru düzgün söyleyerek söze başlaması onları mutlu etti. Hatta ardına bir de "Eid mubarek" (Bayramın mübarek olsun) ekleyince yüzleri güldü.

ESTETİK CERRAH BİLE VAR
Bölgede diğer ülkelerin de kurduğu sahra hastaneleri bulunuyor. Ama Türkler'in ayrı bir ünü var. 9 milyon dolarlık hastanede depremin tüm izlerinin silinmesi için estetik cerrah bile görev yapıyor. Muzaferabad'daki Kızılay ekibinin başkanı Tahsin Reyhan, "Sırf hastanelerinden ölü çıkmasını istemedikleri için ağır yaralıları kabul etmeyen hastaneler bile var. Ama Türk Kızılayı'nın hastanesinde acil müdahalenin dışında depremin iç ve dıştaki yaralarını silmek için estetik cerrah ve psiko-sosyal destek için sosyal hizmet uzmanları da görev yapıyor" diyor. Hastane kuyruğunda bekleyen Keşmirli genç kızların en dikkat çekici yönleri gözleri. Ancak sert dağ yaşamının bu güzel gözlü genç kızları erken yaşlandırdığı açıkça görülüyor. Kent, bir çanağa benziyor. Etrafı yüksek dağlarla çevrili. Dağların arasından süzülen Neelum ve Ceelum nehirlerinin birleştiği yerde Muzafferabad kurulmuş. Keşmir eyaletinin başkenti olan Muzafferabad da küçük bir ilçe. Bölgenin tamamını kaplayan Karakurum Dağları zirvelerine kadar kulübelerle dolu. Bu dağınık yerleşim, depremle yıkılan bölgede yardımların insanlara ulaşmasındaki en büyük engel. Diğer yardım örgütleri de harap olan yollardan geçememiş ve getirdikleri yardım paralarını şehir merkezinde saçıp geri dönmüşler. Bu da yardım bekleyen dağdaki Pakistanlıların hiçbir işine yaramamış. Kızılay ise dağ köylerine kadar gitmiş. Çadırları ihtiyacı olanlara dağıtmış. Bazı depremzede kadınlar yoksulluk içinde olsalar da "Bize dün yardım geldi. Yukarı köye üç gündür gitmiyor" diyerek yardımları yönlendirmiş. Ancak boşa saçılan paraların sonucunda şimdi Birleşmiş Milletler kampının önünde çocuklar "mani mani" (para para) diye el açıp dileniyor. Bagh kenti, Muzafferabad'dan 100 km. uzaklıkta ama ulaşım 5 saat sürüyor. 100 km'de deniz seviyesinden 2 bin metre daha yükseliyorsunuz. Bagh yolunda giderken sarsıntıdan neredeyse böbreklerimiz dökülüyor. Şoförümüz ileride karla kaplı dağları gösterip "India" (Hindistan) diyor. Bu arada dağın aşağı tarafından bir kişi yavaş yavaş yukarı doğru çıkıyor. Zaten koşan veya telaşlı bir Keşmirli görmek mümkün değil. Türk Kızılayı görevlilerinin de duyduklarında tüylerini diken diken eden laf ise "Tomorrow inşallah" (Yarın inşallah). Bu iki kelime Keşmirliler için yarın ile sonsuzluk arasında bir zamanı anlatıyor. Düzenli çalışmaya ve programlı lojistiğe dayalı insani yardım faaliyetleri için eğitilmiş Kızılaycılar, bu söze "yarın" dedikten bir hafta sonra gelen kamyonculardan öğrenmişler. Orada kaldığımız bir hafta da bizi en çok deli eden bu yönleri oluyor. Hayat Pakistan'da yavaş çekim yaşanıyor. Lokantada yemeğiniz, yolda aracınız için bir gecikme payı bırakırsanız sinirleriniz daha az yıpranıyor.

DAĞDA ATATÜRK SOHBETİ
Urduca "aheste aheste" yanımıza gelen Keşmirli ile Tarzanca muhabbete başlıyoruz. Elimizi göğsümüze vurup "Turki" deyince gayet düzgün bir ifadeyle "Atatürk" yanıtı geliyor. Gerçekten de "dağın başında" Türkiye'nin izlerini görünce duygulanıyoruz. Bu arada önümüzden İtalyan askeri konvoyu geçiyor. NATO yardımı çerçevesinde yolun bir kısmını yapmak için gelmişler. Üç iş aracı ve bir ambulansı korumak için önde ve arkada iki cip dolusu Pakistan askeri gidiyor. Konvoy geçtikten sonra içinde bir tek Pakistanlı şoförümüz Nedim'in olduğu minibüs ile yola devam ediyoruz. Bagh seferinin sonunda hem de gece karanlığında yine koruma almadan Muzafferabad'a geri dönüyoruz. Gösterilen sıcak ilgiye o kadar alışmışız ki bir gazeteci, "Bizim niye korumamız yok?" deyince minibüste kahkahalar kopuyor. Keşmir bölgesinin Bagh kenti kartal yuvası gibi Karakurum Dağları'nın tepesinde yer alıyor. Dağların her tarafını saran dağınık yerleşimler burada da var. Ama Muzafferabad'dan daha kötü bir yönü var, deprem ancak ciplerin çıktığı patikaları bozmuş. Kızılay, burada da "Türk zekasını" göstermiş. Teknolojinin çaresiz kaldığı dağlara katır sırtında yiyecek, ilaç ve temizlik malzemesi ulaştırılıyor. Uzun dağ yolculukları Kızılay ekibini de forma sokmuş. Başta Bagh'taki ekibin başkanı Ayhan Ballı olmak üzere tüm Kızılaycılar dağlara molasız tırmanıyor. Biz ise ter kan içinde onları takip etmeye çalışıyoruz. Dağlardaki Burunga köyüne katır sırtına yükledikleri yardımların yanında kilometrelerce yürüyerek yardım götüren Kızılay, köylülerce sevinçle karşılanıyor. Köyün öğretmeni Muhammed Eltaf, "Köylüler akşamdan beri Türk Kızılayı'nın gelmesini sevinçle bekledi. Depremden beri bu köye sadece Kızılay gelip yardım yaptı" diyor.

KÜÇÜKLERİN 'NÜFUS'U YOK
Keşmir'i yıkan 7.6 şiddetindeki deprem, çocukların okulda olduğu bir saatte gerçekleşmişti. 18 yaşından küçüklerin nüfus kağıdı olmadığı için depremde ölen çocuk sayısı bilinmiyor ama herkes "Bir nesil kayboldu" diyor. Bagh'ta 120 çocuğa mezar olan Sardar Silah Muhammad Khan Ortaokulu'ndan sağ kalanlar da Kızılay'ın kurduğu çadır okulda eğitimlerine devam ediyor. Depremle yıkılan Keşmir, ayağa kalkmak için mücadele veriyor.

İbrahim BİLEKLİ

 

Özgeçmiş

İbrahim BİLEKLİ, 1976 yılında Uşak’ta doğdu. İlk ve orta öğretimini Uşak’ta tamamlamasının ardından Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü’nde yüksek öğretimini tamamladı.

1994 yılında habercilik yapmaya başlayan İbrahim BİLEKLİ, sırasıyla Kanal 6, Ulusal Basın Ajansı, Kanal E, NTV ve Sabah Gazetelerinde kameraman ve foto muhabiri olarak görev yaptı.  BİLEKLİ, 2006 Haziran ayında ASELSAN Basın ve Halkla İlişkiler Uzmanı olarak başladığı görevine halen devam ediyor.

İbrahim BİLEKLİ’nin  Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Cumhuriyet Gazetesi, Profesyonel Haber Kameramanları Derneği ve Türkiye Ziraatçiler Derneği tarafından verilen çeşitli basın ödülleri bulunuyor.

Tel:
0 312 592 31 51

Gsm:
0 532 343 99 19   


E-Posta:
ibilekli@aselsan.com.tr

Proje sahibine iletmek istediğiniz mesajı form aracılığıyla gönderebilirsiniz.

Adınız:[ ! ]
Soyad:[ ! ]
E-Mail:
Konu:
Mesajınız:
Onay Kodu: Captcha
Onay Kodunu Girin:[ ! ]
 



Share



   


COG Sitesi için tıklayın. Tasarım: CANDENİZ Bu işin arkasında kimler var ! Sitenin tüm bölümlerini birlikte gör.